<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat Mehmet Maraş</title>
	<atom:link href="https://mehmetmaras.av.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mehmetmaras.av.tr/</link>
	<description>Maraşlıoğlu Hukuk B&#252;rosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 08:36:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>https://mehmetmaras.av.tr/wp-content/uploads/2024/11/favicion-150x150.png</url>
	<title>Avukat Mehmet Maraş</title>
	<link>https://mehmetmaras.av.tr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 08:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1562</guid>

					<description><![CDATA[<p>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ? Evet. Trafik kazası sonrasında düzenlenen trafik kaza tespit tutanaklarına karşı hukuki itiraz mümkündür. Özellikle kusur oranının hatalı belirlendiği durumlarda, tutanağın gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek yargı yoluna başvurulabilir. TRAFİK KAZA TUTANAĞINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR? Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 12.01.2026 tarihli ve E.2025/696, K.2026/6 sayılı kesin kararına göre; trafik kaza tespit tutanaklarından </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/">TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</strong></p>
<p>Evet. Trafik kazası sonrasında düzenlenen trafik kaza tespit tutanaklarına karşı hukuki itiraz mümkündür. Özellikle <strong>kusur oranının hatalı belirlendiği durumlarda, tutanağın gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek yargı yoluna</strong> başvurulabilir.</p>
<p><strong>TRAFİK KAZA TUTANAĞINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?</strong></p>
<p>Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 12.01.2026 tarihli ve E.2025/696, K.2026/6 sayılı kesin kararına göre; <strong>trafik kaza tespit tutanaklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli yargı yolu <u>Adli Yargı</u> olduğunu belirtmiştir. </strong><u>Mahkeme kararında açıkça</u>; Trafik kaza tespit tutanağının bir <strong>“idari işlem” olmadığı,</strong> bu nedenle idare mahkemelerinde iptal davasına konu edilemeyeceği, tutanağın, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda değerlendirilecek bir delil niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.</p>
<p>Bu nedenle <strong>trafik kazasına ilişkin kusur, zarar, sigorta ve tazminat uyuşmazlıkları genel olarak adli yargı mahkemelerinde </strong>incelenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Görevli mahkeme somut olayın niteliğine göre değişebileceğinden, başvuru öncesinde hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.”</strong> Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren trafik kazaları ve tazminat hukuku alanında çalışan Avukatı Mehmet MARAŞ’a av.mehmetmaras@gmail.com adresinden veya <strong>iletişim sayfamız üzerinden</strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>EMSAL UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARI</u></strong></p>
<p><strong>T.C. </strong></p>
<p><strong>UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ</strong></p>
<p>ESAS NO : 2025/696</p>
<p>KARAR NO : 2026/6</p>
<p>KARAR TR : 12/01/2026</p>
<p><strong>ÖZET:</strong> Hukuk mahkemelerindeki uyuşmazlıkların çözümüne esas alınacak trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.</p>
<p><strong>K A R A R</strong></p>
<p>Davacı : M. T.</p>
<p>Davalı : Avanos Kaymakamlığı</p>
<ol>
<li><strong> DAVA KONUSU OLAY</strong></li>
<li>Davacı, 04/06/2025 tarihinde plakalı aracıyla Caddesine geçmek isterken, kavşak geçiş kurallarına uymayan ve hızını azaltmayan plakalı araç ile çarpışması neticesinde, aracında maddi hasar oluştuğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında kendisine asli kusur verildiğini, asli kusurlu tarafın karşı taraf olduğunu belirterek, Avanos Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen 04/06/2025 tarih ve 101634 kaza sıra nolu yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağın iptali istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.</li>
<li><strong> UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ</strong></li>
<li><strong> Adli Yargıda</strong></li>
<li>Avanos Sulh Ceza Hâkimliği 10/09/2025 tarih ve D.İş. No.2025/331 sayılı kararı ile, yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliğinin görevleri arasında bulunmadığı ve idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:&#8221;&#8230;İncelenen dosya içeriğine, talep edenin dilekçe içeriğine göre, talep edenin trafik kazası sonucu düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında kusur durumunun hatalı olarak belirlendiğinden bahisle kaza tespit tutanağının yeniden düzenlenmesi talebinde bulunduğu ancak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağının idari işlem niteliğinde olduğu, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/10/2013 Tarih ve 2013/17635 Esas, 2013/23320 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere maddi hasarlı kaza tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin Sulh Ceza Mahkemesinde görülmesi olanağı bulunmadığı, idari işlem niteliğinde olan trafik kazası tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin idari yargıdan talep edilebileceği, idari işlem niteliğindeki trafik kazası tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin idare mahkemesinin görevinde bulunduğu anlaşılmakla istem konusunda karar verilmek üzere görevsizlik kararı verilerek dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</li>
</ol>
<p><strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>
<p>1-Kaza Tespit Tutanağının iptaline ilişkin açılacak davalarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 28/b maddesi gereği Sulh Ceza Hakimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı anlaşıldığından MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE&#8230;&#8221;</p>
<ol start="3">
<li>Davacı aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.</li>
</ol>
<p>Esas No : 2025/696</p>
<p>Karar No: 2026/6</p>
<ol>
<li><strong> İdari Yargıda</strong></li>
<li>Kayseri 2. İdare Mahkemesi 05/11/2025 tarih ve E.2025/1670, K.2025/2186 sayılı kararı ile, yetki yönünden davanın reddine, dosyanın Nevşehir İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesi 21/11/2025 tarih ve E.2025/884 sayılı kararı ile, trafik kazası tespit tutanağının kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve bu belgenin adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilebilecek bir belge olduğu, tespit tutanağının iptali istemine yönelik açılan iş bu davanın idari yargı yerinde görülmesinin mümkün olmadığı ve davanın adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: &#8220;&#8230;Dava, trafik kazası tespit tutanağına itirazen açılmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır. Mevzuat kısmında ayrıntılı olarak belirtilen düzenlemelere göre, trafik kazası tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idari işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, 04/06/2025 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının iptali isteminden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda çıkarılan yargı yolu (görev) uyuşmazlıkları üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yönünde verilmiş olan kesin nitelikte çok sayıda kararın bulunduğu, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun&#8217;un 1, 16, 21 ve 25. maddeleri gereği adli ve idari yargı mercileri arasında görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan Uyuşmazlık Mahkemesi&#8217;nin süreklilik (yargısal içtihat) arz eden bu kararlarının bakılan davada da dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi&#8217;nin 22/09/2025 tarih ve E:2025/492, K:2025/547 sayılı kararı da bu yöndedir&#8230;&#8221;</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyası ekinde, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.</li>
</ol>
<p><strong>III. İLGİLİ HUKUK</strong></p>
<ol start="7">
<li>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun “Trafik kazalarına el koyma ve bilirkişilik” başlığını taşıyan 83. maddesi şöyledir: “Trafik kazalarına;</li>
<li>a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,</li>
<li>b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur. Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. Karayollarında meydana gelen ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında tarafların anlaşması halinde ve fiil başka birsuç oluşturmuyorsa adli kovuşturma yapılmaz ve Türk Ceza Kanununun 565 inci maddesi hükmü uygulanmaz.</li>
</ol>
<p>Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde; trafik zabıtası veya genel zabıta; iz ve delilleri kaybolmayacak şekilde işaretledikten ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir.</p>
<p>Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü ve hayati tehlike yaratan yaralanmalı kazalar neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçiş verilemiyorsa Cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretlemeler yapılıp araç ve ölüler kenara alınarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır.</p>
<p>Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse, trafik kazalarında bilirkişilik yapar.</p>
<p>Trafik kazaları, kaza tahkik memurluğu, bilirkişilik ve bunlarda aranacak şartlar ile diğer esaslar yönetmelikte gösterilir.”</p>
<ol start="8">
<li><strong><u>2918 sayılı Kanun&#8217;un “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110. Maddesi şöyledir:</u></strong> “(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, <strong>adli yargıda görülür</strong>. <strong>Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. </strong>Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.</li>
</ol>
<p>Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”</p>
<ol start="9">
<li>2918 sayılı Kanun&#8217;un “Suç ve ceza tutanakları” başlıklı 114. maddesi şöyledir: “(Değişik: 18/1/1985-KHK 245/13 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/13 md.) (Değişik birinci fıkra: 3/5/2006-5495/3 md.) Bu Kanunda yazılı trafik suçlarını işleyenler hakkında yetki sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personeli ile Ulaştırma Bakanlığının ve Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerinin il ve ilçe kuruluşlarında görevli ve yetkili kılınmış personelince tutanak düzenlenir.</li>
</ol>
<p>Birkaç trafik suçunun bir arada işlenmesi halinde her suç için ayrı ceza uygulanır. (Değişik fıkra: 3/11/1988-3493/48 md.) Yargı yetkisine giren suçlarla ilgili tutanağın bir sureti ilgili mahkemeye 7 iş günü içinde gönderilir. (Mülga dördüncü fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga beşinci fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga altıncı fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga yedi ve sekizinci fıkralar: 3/11/1988 – 3493/48 md.) Bu maddenin uygulanmasına ait usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. (Ek fıkra: 3/7/2003-4916/32 md.) Trafik para cezaları kredi kartı ile de ödenebilir.</p>
<p>Kredi kartı ile yapılan tahsilatın saymanlık hesaplarına aktarılma süresi ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir”</p>
<ol start="10">
<li>2918 sayılı Kanun&#8217;a dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Trafik Kazalarına El Konulması” başlıklı 154. maddesi şöyledir: “Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esas ve usuller uygulanır. a) Trafik kazalarına; 1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca, 2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “Kaza Tespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma), El konulur.</li>
</ol>
<p>Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile el koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak mahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. b) Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde; Trafik zabıtası ve genel zabıta; iz ve delilleri bozmayacak şekilde belirleyip işaretledikten ve gerekli tespitleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir.</p>
<p>Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü veya ölümle sonuçlanabilecek şekilde yaralanmalı bir kazaya neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçit verilemiyor ise; cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretleme ve tespitler yapılarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır.”</p>
<ol start="11">
<li>Yönetmeliğin <strong>“Trafik Kazalarına ilişkin işlemler” başlıklı 156. maddesi şöyledir:</strong> “ (Değişik:RG-21/3/2012-28240) Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır. a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi 1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz ve deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar, gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve olay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olay yerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir. Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek, dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda düzenlenir. Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanakta yer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgili taraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir. 2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası ve genel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.</li>
</ol>
<p>Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafif yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de düzenlenebilir. Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığı trafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.</p>
<p>3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.</p>
<p>4) Karayolu üzerinde ölüm veya yaralanma ile sonuçlanıp, olay yerindeki iz ve delillerin tespit ve değerlendirilmesi sonucunda trafik kazası olduğu anlaşılan durumlarda; kazaya karışan taraf veya unsurlardan birinin, birkaçının ya da tamamının olay yerinden ayrılmış olması halinde de trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir.</p>
<p>5) Önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazalar için trafik zabıtası ve genel kollukça hasar tespitine dair kazaya karışanlara verilmek üzere tutanak veya rapor düzenlenmez. Bu durumlarda hasar tespitleri ilgililerin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmaları suretiyle yapılır. Ancak; Can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen veya yolun trafiğe kapandığı maddi hasarlı trafik kazalarında, kazaya karışanların kazanın oluşuna göre iz ve delilleri işaretleyerek, mümkün olduğu takdirde olay yerinin fotoğraflarını çekerek araçlarını en yakın ve uygun yerlere çekmeleri, Karayolu üzerinde birden fazla sayıda aracın karıştığı sadece maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların bu Yönetmelik çerçevesinde Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlemediği trafik kazalarında; taraflara ait araçlardan en az birinin olay yerinde bulunması ve olay yerindeki iz ve delillerden kazanın oluşumu ile o yerde meydana geldiğine kanaat getirilmesi, hallerinde görevlilerce trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir. b) Kaza istatistikleri Kazaların nedenlerini tespit etmek ve alınacak tedbirlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere, trafik kazası tespit tutanaklarındaki bilgilerden yararlanılarak, kazaya el koyan birimlerce örneğine uygun istatistik formu düzenlenir. Düzenlenen istatistik formları, her ilde şehiriçi trafik denetleme şube müdürlüklerinde toplanarak, il genelinde değerlendirmesi yapıldıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.”</p>
<ol>
<li><strong> İNCELEME VE GEREKÇE</strong></li>
<li>İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ&#8217;in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun&#8217;un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun&#8217;un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.</li>
<li><strong> Esasın İncelenmesi</strong></li>
<li>Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI&#8217;nın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</li>
<li><strong>Dava, ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılmıştır.</strong></li>
<li>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.</li>
<li>Bu düzenlemelere göre, trafik kazası tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, <strong>idari işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmamaktadır.</strong></li>
<li>Bu durumda, davacı tarafından, trafik kazası tespit tutanağına itirazen açılan ve <strong>idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu</strong> sonucuna varılmıştır.</li>
<li>Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Nevşehir İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Avanos Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/09/2025 tarih ve D.İş. No: 2025/331 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.</li>
<li><strong> HÜKÜM</strong></li>
</ol>
<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>
<ol>
<li>Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Avanos Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/09/2025 tarih ve D.İş. No: 2025/331 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 12/01/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/">TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞÇİLİK ALACAKLARI BRÜT OLARAK MI YOKSA NET Mİ OLARAK MI TALEP EDİLMELİ</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/iscilik-alacaklari-brut-olarak-mi-yoksa-net-mi-olarak-mi-talep-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 06:13:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1558</guid>

					<description><![CDATA[<p>İŞÇİLİK ALACAKLARI BRÜT OLARAK MI YOKSA NET Mİ OLARAK MI TALEP EDİLMELİ İşçilik alacakları 4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmiş, işçinin çalışmasına karşılık olarak hak ettiği ücret, tazminat vb. şeklindeki parasal değerlerdir. İş Mahkemeleri Kanununda iş davalarında, eda hükmünü içeren kararların, net ya da brüt tutar üzerinden olması ile ilgili özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/iscilik-alacaklari-brut-olarak-mi-yoksa-net-mi-olarak-mi-talep-edilmeli/">İŞÇİLİK ALACAKLARI BRÜT OLARAK MI YOKSA NET Mİ OLARAK MI TALEP EDİLMELİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>İŞÇİLİK ALACAKLARI BRÜT OLARAK MI YOKSA NET Mİ OLARAK MI TALEP EDİLMELİ</strong></p>
<p>İşçilik alacakları 4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmiş, işçinin çalışmasına karşılık olarak hak ettiği ücret, tazminat vb. şeklindeki parasal değerlerdir.</p>
<p>İş Mahkemeleri Kanununda iş davalarında, eda hükmünü içeren kararların, net ya da brüt tutar üzerinden olması ile ilgili özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 9/1. maddesi gereğince Hukuk Muhakemeleri Kanununa bakıldığında, konu hakkında istisnai bir düzenlemenin, bu Kanunda da yer almadığı görülmektedir. <strong>Yargıtay uygulaması, taraflarca talep edilmediği takdirde brüt tutar üzerinden karar verilmesi doğrultusundadır.</strong> <strong><u> Ancak davacının alacaklarını net miktar üzerinden talep etmesi hâlinde hüküm fıkrasında talep dikkate alınarak alacaklar net olarak hüküm altına alınmalıdır. Eş deyişle ister brüt ister net miktarlar talep edilsin her iki durumda da hüküm altına alınan alacak miktarları gösterildikten sonra net mi yoksa brüt mü olduğu hüküm fıkrasında açıkça gösterilmelidir. </u></strong>Vergi ve prim kaybının önlenmesi amacı ile brüt tutar üzerinden karar verilmesi gerektiği, Yargıtay kararlarında belirtilmektedir. Kararın infazı aşamasında ise net tutar üzerinden icraya konulması aranılmaktadır.</p>
<p>Yargıtay, iş davalarında brüt tutar üzerinden karar verilmesini, infaz aşamasında brüt tutarın nete çevrilmek sureti ile icraya konulmasını aramaktadır. Brüt tutar üzerinden verilen kararlar, nete çevrilmek sureti ile icraya konulmaktadır. İş mahkemesi ilamlarının, brüt tutar üzerinden ilamlı icraya konulması durumunda, şikâyet yolu ile ödeme icra emri iptal edilmektedir. Söz konusu şikâyet ilamlı icra takibinde ilama ayrılık niteliğinde olması nedeniyle kamu düzenine ilişkindir ve süresiz olarak icra mahkemesinde şikâyet yoluyla dava edilebilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak; İş mahkemeleri, işçilik alacaklarını net ya da brüt olarak belirlerken Yargıtay içtihatlarına göre bazı kriterleri göz önünde bulundurmaktadır. Bunlar;</p>
<ul>
<li><strong>Net tutar talep edilmemişse</strong>, mahkeme brüt tutar üzerinden karar vermelidir.</li>
<li><strong>Net tutar talep edilmişse</strong>, mahkeme kararı net tutar üzerinden olmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mahkeme kararında net veya brüt olduğuna dair bir ibare yoksa hükmedilen alacak tutarının brüt olduğu kabul edilir.</li>
</ul>
<p><u>Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/02/2021 tarihinde 2016/28817E.,  2021/4201K. Sayısına kayden vermiş olduğu emsal karar şöyledir.</u></p>
<p style="text-align: center;"><strong>T.C.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>YARGITAY KARARI</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>9. Hukuk Dairesi        </strong></p>
<p><strong>2016/28817 E.  ,  2021/4201 K.</strong></p>
<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>
<p><strong>MAHKEMESİ          :</strong> İş Mahkemesi</p>
<p><strong>DAVA TÜRÜ :</strong> ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalı &#8230;istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Davacı İsteminin Özeti:</p>
<p>Davacı vekili, müvekkilinin davalı &#8230; Beton San. ve Tic. A.Ş&#8217; ye ait işyerinde diğer davalı şirketin alt işverenliğinde 17/09/2012-15/11/2014 tarihleri arasında pompa operatörü olarak çalıştığını, son ücretinin aylık net 2.500,00 TL olduğunu, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını, ücretlerinin ödenmediğini ve iş sözleşmesini bu sebeplerle haklı olarak fesih ettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücretinin davalılardan tahsilini istemiştir.</p>
<p>Davalı Cevabının Özeti: Davalı &#8230;vekili, davacının taleplerinin belirlenebilir olduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacıyla aralarında iş sözleşmesi bulunmadığını, taşıma işini işletme sözleşmesi ile diğer davalı şirkete verdiklerini ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceği savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>
<p>Davalı &#8230; Beton Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili, davacının ücretinin aylık net 891,08 TL olduğunu ve diğer iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>
<p>Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Temyiz: Kararı davalılardan &#8230;vekili ile davacı vekili temyiz etmiştir.</p>
<p><strong>GEREKÇE:</strong></p>
<p>1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.</p>
<p>2-Taraflar arasında <strong>işçilik alacaklarının brüt mü yoksa net mi olarak hüküm altına alınması gerektiği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.</strong></p>
<p><strong>İşçilik alacaklarına ilişkin davalarda alacaklar, açıkça net talep edilmediği takdirde işçilik alacaklarının kesintileri infazda dikkate alınacağından brüt miktarlar üzerinden hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda dava açılırken ve ıslah edilirken alacağın açıkça net olarak istendiği belirtilmemiş ise davacının talebinin brüt olduğunun kabulü gerekmektedir.</strong></p>
<p>Dosya içeriğine göre davacı vekili dava dilekçesinde 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL yıllık izin ücreti, 1.000,00 TL fazla mesai ücreti, 1.000,00 TL hafta tatili ücreti ve 500,00 TL genel tatil ücretinin davalılardan tahsili talep etmiş ancak alacağı net mi brüt mü talep ettiği hususunda açıklamada bulunmamıştır. <strong>Yargılama esnasında aldırılan kök bilirkişi raporunda davacının hafta tatili alacağının bulunmadığı diğer alacak taleplerinin ise raporun sonuç kısmında net miktar üzerinden tespit edildiği anlaşılmış olup, davacı vekili 07.03.2016 tarihli talep artırım dilekçesinde ise alacakları brüt olarak talep ettiği hususunda açıklamada bulunmuştur. Bu durumda davacının alacaklarını brüt olarak talep ettiği kabul edilerek brüt miktarlar bakımından hüküm tesis edilmeli ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti de hüküm altına alınan brüt alacaklar dikkate alınarak ve davada reddedilen brüt miktar gözetilerek hesaplanmalıdır.</strong> Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.</p>
<p><strong>SONUÇ          :</strong> Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 17/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/iscilik-alacaklari-brut-olarak-mi-yoksa-net-mi-olarak-mi-talep-edilmeli/">İŞÇİLİK ALACAKLARI BRÜT OLARAK MI YOKSA NET Mİ OLARAK MI TALEP EDİLMELİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 10:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit 4. Asliye hukuk mahkemesinin 31/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2025/92E. Ve 2025/187 sayılı kararında özetle; “TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ&#8221; şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/">SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit 4. Asliye hukuk mahkemesinin 31/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2025/92E. Ve 2025/187 sayılı kararında özetle; “<em>TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, <strong>YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</strong>&#8221; şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur olduğu</em>” belirtilmiş ve <strong>simsara (emlakçıya) ödenen 20.000TL tutarın tüketiciye geri ödenmesine</strong> karar vermiştir. Karar metninin tamamı aşağıda gösterilmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>T.C.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EDREMİT</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>GEREKÇELİ KARAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ESAS NO                   : 2025/92 Esas</p>
<p>KARAR NO               : 2025/187</p>
<p>HAKİM                      :</p>
<p>KATİP                         :</p>
<p>DAVACI                     :</p>
<p>VEKİLİ                      : Av. MEHMET MARAŞ</p>
<p>DAVALI                     :</p>
<p>DAVA                         : Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı</p>
<p>DAVA TARİHİ           : 03/07/2025</p>
<p>KARAR TARİHİ       : 31/10/2025</p>
<p>GEREKÇELİ KARARIN</p>
<p>YAZILDIĞI TARİH   : 02/12/2025</p>
<p>Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,</p>
<p><strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>
<ol>
<li>DAVA :</li>
</ol>
<p>Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 22/11/2024 tarihinde Balıkesir ili Edremit ilçesinde emlakçı olarak faaliyet yürüten ………………… isimli kişinin kullanmış olduğu …………………. numaralı hattan, müvekkilin kullanmış olduğu ……………………… no&#8217;lu telefona mesaj atarak &#8220;Elinde 3+1 sıfır doğalgazlı kiralık ev olduğunu, bu konuyla ilgili görüşmek için müvekkilden kendisini aramasını&#8221; talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin, emlakçı …………………..&#8217;i aradığını ve kiralanacak olan ev hakkında detaylı bilgi aldığını, emlakçının müvekkili ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinde ise kiralanacak olan evin sıfır olduğunu, hiçbir eksiğinin olmadığını, evin doğalgazlı olduğunu söylediğini, daha sonra emlakçı ile müvekkili ile kiralanacak olan eve bakmaya gittiklerinde  evin doğalgazının, kombisinin, ankastre setinin ve vestiyerinin takılı olmadığını gördüğünü, müvekkilinin bu durumu emlakçıya söylediğini ve evi bu şekilde tutamayacağını ifade ettiğini ancak emlakçı ………………………….in ise evin çok ufak tefek işlerinin kaldığını,  doğalgaz, ankastre, kombi, vestiyer gibi tüm işlerin (3) güne kadar tamamlanacağını müvekkiline söylediğini, 25/11/2024 tarihinde kira sözleşmesini emlakçı yazarak düzenlediğini ve müvekkili ile ev sahibi ile kira sözleşmesini sadece imzaladığını, imzalanan  kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça “<em>Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek”</em> şeklinde açıkça şerh düşüldüğünü, müvekkilinin, ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı ………………………………….  whatsapp üzerinden müvekkile <em>“İBAN …………………………………………, Yapı Kredi Bankası”</em> yazılı mesaj atarak müvekkilden 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediğini, müvekkilinin kullanmış olduğu En para Mobil hesabından yazılı iban numarasından 25/11/2024 tarihinde <strong>20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderdiğini,</strong> müvekkilinin, emlakçının kesin bir şekilde kiralanacak evin tüm eksikliklerinin tamamlanacağını söylemesi üzerine Şanlıurfa ilinde bulunan evini nakliye aracılığıyla kiralamış olduğu eve getirdiğini, ancak emlakçının ev sahibinin belirtmiş olduğu tarihte evin hiçbir eksiğinin tamamlanmadığını, müvekkilinin emlakçıya, emlakçının ortağına, ev sahibine, müteahhite evin eksiklerinin tamamlanması için defalarca  hem Whatsapp aracılığıyla hem de sözlü olarak beyan etmesine rağmen hiçbir sonuç alamadığını, hatta emlakçı tarafından müvekkilinin telefonlarına ve mesajlarına cevap verilmediğini ve müvekkilinin telefonla araması engellenildiğini, kış mevsiminde kiralamış olduğu evin doğalgaz, ankstre, kombi gibi önemli eksiklerinin giderilmemesi nedeniyle kira sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiğini, bu nedenle uğramış olduğu nakliye ücreti gibi maddi zararlarının karşılanması için Edremit Arabuluculuk Bürosuna başvurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde ev sahibi müvekkili kiracının emlak komisyonu haricindeki zararlarını karşılamış ve dosya …………….. Arabuluculuk Dosya Numarasına istinaden kısmi anlaşma olarak kapatıldığını, müvekkilinin haksız olarak kendisinden alınmış olan emlak komisyon bedelinin iade edilmesi için Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurmuş olduğunu, Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti tarafından 14/02/2025 tarihinde …………………………… karar numarasına istinaden müvekkilinin yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini, bu red kararını müvekkiline edevlet üzerinden öğrendiğini, dava tarihi itibariyle bu karar müvekkiline usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmediğini, sonuç olarak emlakçı, sırf evi tutup emlak komisyon bedelini alabilmek amacıyla dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkili yanılttığını, müvekkil ile simsarlık sözleşmesi imzalamadığını ve bu nedenle bir fatura düzenlemediğini, eksik ve ayıplı hizmet sunarak müvekkilinin mağdur olmasına neden olduğunu beyan ederek Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025 tarih ve ………………………….. karar numaralı red kararının iptal edilmesine, davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin, ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<ol>
<li>CEVAP :</li>
</ol>
<p>Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma günü ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı duruşma esnasındaki beyanında; Davacı tarafa evi kendisinin gösterdiğini, davacının eksiklikleri gördüğünü, kira sözleşmesini de düzenlediğini, ev sahibi ve kiracı olan davacının yanında olduğunu, eksiklikleri üç beş gün içerisinde yapılacağının belirtildiğini, davacı tarafla aralarında herhangi bir komisyon ücret sözleşmesi olmadığını, kendisinin hizmeti sunduğunu ve ücretini aldığını beyan etmiştir.</p>
<p>III. YARGILAMA, DELİLLER, HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:</p>
<p style="text-align: left;">Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine müzekkere yazılarak 14/02/2025tarih, ……………………………. sayılı karar sayılı dosyasının ve kararın taraflara tebliğine ilişkin tebliğ şerhleri celp edilerek UYAP sisteminden dosyamız arasına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025tarih, …………………………. sayılı karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Şikayet konusu 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile ilgili yönetmelikler çerçevesinde incelendiği, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun &#8220;Ayıplı hizmet&#8221; başlıklı 13.maddesinin 1. fıkrasında ayıplı hizmetin tanımı : <em>&#8220;(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.&#8221;</em> hükmü yer almış olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 1. maddesinde  sözleşmenin tanımı ise <em>&#8220;Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.&#8221;</em> hükmüyle yer aldığını, bu bağlamda uyuşmazlık kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler kanun hükümleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikayet edilen tarafın sunmuş olduğu hizmette bir ayıp olmadığı, tüketiciye gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmenin imzalandığı ancak kiracı ev sahibi sözleşmesinin emlakçı dışında bir sebeple feshedildiği anlaşılmış olduğu sunulan hizmette bir ayıp bulunmaması nedeni ile başvuru sahibi talebinin reddine  karar verilmesinin heyetçe uygun görüldüğü gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin reddine, ilişkin karar verildiği, kararın başvuru sahibi/ davacıya usulüne uygun tebliği işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Davacı vekili tarafından kira sözleşmesi, taraflar arasındaki whatsap mesajları, davacının, davalı emlakçı tarafa yaptığı komisyon ücreti ödemesine ilişkin banka dekontu dosyaya sunulmuştur.</p>
<p>Dava dilekçesine ekli olarak sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile  dava dışı ev sahibi ………………………… arasında &#8220;………………………………. Edremit Balıkesir&#8221; adresinde bulunan meskenin aylık 18.000-TL&#8217;ye, yıllık 216.000,00-TL&#8217;ye 12 ay süreli bir yıllık kiralanmasına ilişkin sözleşmenin düzenlendiği, davacı ile dava dışı ev sahibinin kira sözleşmesini imzaladığı, imzalanan kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça <em>“Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek”</em> şeklinde açıkça şerh düşüldüğü anlaşılmıştır. Kira sözleşmesinde davalının simsar/emlakçı olarak imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Dava dilekçesi ekinde sunulan davacı ve davalı arasındaki whatsap mesajlarının incelenmesinde; dava dışı ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı olan davalı ………………………..  whatsapp  mesajları ile davacıya “İBAN TR………………………………, Yapı Kredi Bankası” yazılı mesaj gönderdiği, davacıdan 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediği anlaşılmıştır.</p>
<p>Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dekontun incelenmesinde; davacının kullanmış olduğu En para Mobil hesabından davalının İBAN numarasına 25/11/2024 tarihinde 20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderildiği ve dekontta açıklama olarak <em>&#8220;…………………….. <strong>edremit emlakçı parası</strong>&#8220;</em> şeklinde komisyon ücreti ödendiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Dava; Altıeylül Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025 tarih ……………………… sayılı kararının iptali ve davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmadan ve eksik ayıplı hizmet sunulduğu, haksız şekilde tahsil edildiği iddia edilen 20.000,00-TL emlak komisyon ücretinin ödeme tarihi olan 25/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili, emlak komisyon simsarlık sözleşmesine dayalı ödenen bedelin geri iadesi istemine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: left;">            Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Tellallık (simsarlık) sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">            TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin birinci fıkrasında: &#8220;Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir&#8221; şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, &#8220;Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;">TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;<em>Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ&#8221;</em> şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur.</p>
<p style="text-align: left;">Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi&#8217;nin 27/03/2025 tarih, 2025/689 Esas, 2025/988Karar sayılı kararında; &#8220;&#8230;Dava, alım-satım ve aracılık sözleşmesi nedeni ile alacak istemine ilişkindir. 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; &#8220;bu Kanunun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” hükmünü, 3.maddesinde ise; &#8221;Tüketici, Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise ya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, SİMSARLIK, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı 6502 sayılı yasanın 73.maddesinde; &#8220;Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.&#8221; hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda, davacı tarafça; alım satım ve komisyon sözleşmesi gereğince, davalının satacağı taşınmazın 3. şahsa satılmaması nedeni ile oluşan komisyon bedelinin tahsili talep edilmektedir. Taraflar arasındaki 06/09/2023 tarihli alım satım ve komisyonculuk sözleşmesi ile davalıya ait taşınmazın dava dışı şahsa satışı konusunda anlaştıklarını, sözleşme ile tarafların her birinden hizmet bedeli ücreti alınacağının kararlaştırıldığı, uyuşmazlığın emlak satışına aracılık yapan davacının kararlaştırılan ücrete  hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplandığı, buna göre taraflar arasında 6098 sayılı TBK’nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık (tellallık) sözleşmesinin bulunduğu ve davacının emlakçılık yaptığı, davalının mesleki ve kar elde etme amacı ile hareket etmemekle birlikte tüketici konumunda olduğu  dosya kapsamı ile sabittir. Dosyada bulunan bilgi ve belge ve sözleşmeden, davacının sağlayıcı, davalının ise tüketici sıfatına haiz ve işlemin tüketici işlemi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK&#8217;nun 73.maddesi uyarınca tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu durumda davanın Bursa 5.Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla, bu mahkemece verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı kabul edilmiş ve yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Konuya ilişkin <strong>emsal Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2017/2486 Esas ve 2019/12933 Karar sayılı ilamında;</strong> &#8220;Dava, taraflar arasında imzalanan tellallık sözleşmesi gereği talep edilen komisyon bedeli ve cezai şartın tahsili istemiyle açılan takip nedeniyle borçlu olunmadığın tespiti ve ödenen kapora bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tellallık sözleşmesini düzenleyen TBK 520. maddesinde, taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellalık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur. O nedenle taraflar ileri sürmeseler dahi mahkemece doğrudan gözetilir. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle Tellalık sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür.(T.B.K md 14.) Sadece bir tarafça imzalanmış bulunan bir belge hukuken tek taraflı bir irade açıklanması niteliğini taşır ve hakkın esasına yönelik bulunan biçim eksikliği nedeniyle tarafları bağlayıcılığı kabul edilemez. Bu nitelikte bir belgeye dayanan tarafın iyi niyetli olması dahi az yukarıda açıklanan yazılı biçime ilişkin hukuki esasları etkilemez. O nedenle tellallık akdinde her iki tarafın imzalarının bulunması şarttır. Davacının dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği  30.04.2011 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmede tellal olan davalının imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanununun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığından, sözleşme bu yönüyle de geçerli değildir. Geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri vardır. Hal böyle olunca, mahkemece, geçersiz sözleşme gereğince verilen kaporanın davacıya iadesine ve davacı tarafından davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir, şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p>Konuya ilişkin emsal <strong>Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi&#8217;nin 24/10/2024 tarih, 2022/2735 Esas, 2024/1653Karar sayılı kararında;</strong> &#8220;&#8230;Dava, simsarlık sözleşmesi kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir&#8230; Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır. Tellallık (simsarlık) sözleşmesi TBK&#8217;nın 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesi &#8220;&#8230;simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir&#8221; şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, &#8220;Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrası taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, <em>&#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz&#8221;.</em> Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim <strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/6923 E., 2022/8967 K. sayılı ilamı)</strong>. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (6098 Sayılı Kanun) 12 nci maddesi gereği; Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. 6098 sayılı Kanun&#8217;un 14 üncü maddesinin birinci fıkrası; &#8221;Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.&#8221; 6098 sayılı Kanun&#8217;un 520 nci maddesi; <em>&#8221;Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.&#8217;</em>&#8216; hükümleri düzenlenmiştir.</p>
<p>Somut olaya döndüğümüzde, dava dilekçesi ekinde bulunan 23/06/2021 tarihli sözleşme içeriğinde davacının adı ile TC kimlik numarası ve aracılık yaptığı geçmiş olsa bile anılan sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK&#8217;nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK&#8217;nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. <em>(Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 05.03.2014 tarih, 2013/30032 E, 2014/6050 K sayılı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/24788 E, 2013/3356 K. sayılı kararı benzer mahiyettedir.)</em>  Dolayısıyla, davalı ile dava dışı ………………………… arasında düzenlenen belgenin geçerli olmadığından hükümlerinin tarafları bağlamayacağı, değerlendirilerek davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir</p>
<p>Taraf teşkili sağlandıktan sonra ön inceleme duruşması yapılmış, toplanacak başkaca bir delil bulunmadığından aynı gün tahkikat ve sözlü yargılamaya geçilerek yargılamaya son verilmiştir.</p>
<p>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dava dışı kiraya veren ile davacı arasında yapılan kira sözleşmesi, davacı tarafından davalıya ödenen simsarlık emlak komisyon ücreti, yukarıda belirtilen emsal Yüksek Mahkeme kararları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın geçersiz emlak komisyonculuğu sözleşmesine dayalı ödenen komisyon ücretinin(simsarlık) geri iade edilmesi isteminin tüketici hakem heyeti tarafından  reddedilmesi nedeniyle  tüketici hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkin olduğu, Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu, dava konusu uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığından tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılama yapıldığı, davalının kabulünde olan davalının, davacının dava dışı ………………………ya ait taşınmazın kiralanmasına aracılık ettiği, kira sözleşmenin düzenlenmesine aracılık ettiğini beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde bulunan kira sözleşme içeriğinde ise davalı emlakçının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Simsarlık sözleşmesinin TBK&#8217;nın 520/1. maddesine göre, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olarak tanımlandığı, 3. fıkrasına göre taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı hususunun düzenlendiği, davalının emlakçılık işi ile uğraştığı,  davalının dava dışı ………………………….&#8217;ya ait taşınmazın davacıya kiralanmasına ilişkin işlemlerde aracılık ettiği, dava dışı ……………. ile davacı arasında taşınmaz kira sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede tellal olan davalı emlakçının imzasının bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığı, davacı ve davalı arasında ayrıca yazılı bir simsar sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK&#8217;nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK&#8217;nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, geçerli şekilde yazılı bir sözleşme olmayan davalı emlakçı kira sözleşmesine dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri olup, hal böyle olunca, geçersiz sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen komisyon ücretinin davacıya iadesi gerektiği anlaşılmakla Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14.02.2025 tarih ve ……………….. karar sayılı kararının  usul ve Yasa&#8217; ya, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş, davacı talebinde 20.000-TL emlak komisyon bedelinin ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de davalının temerrüde  düşürülmediği, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edemeyeceği, davacının tüketici hakem heyetine başvuru tarihinden itibaren davalıdan faiz talebinde bulunabileceği anlaşıldığından emlak komisyon bedelinin tüketici hakem heyetine başvuru tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Davacı vekilinin kısa karar sonrası dosyaya sunduğu 31/10/2025 dilekçesinde özetle;  Mahkemece 31.10.2025 tarihinde verilen kısa kararda, 20.000-TL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, hüküm fıkrasında, kararın <em>“Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere”</em> ibaresi yer almakta olduğunu, ancak dava konusu parasal değer 20.000-TL olup, 6100 sayılı HMK’nın 341/2. maddesi uyarınca  2025 yılı miktar veya değeri göz önüne alındığında somut olayda verilen karar istinafa tabi olmayıp kesin nitelikte olduğunu, dolayısıyla hüküm fıkrasında yer alan “istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresi, maddi bir hata mahiyetinde olduğu, bu hata, kararın esasıyla ilgili olmayıp yazı hatası niteliğinde olduğunu, HMK&#8217;nın Hükmün Tashihi Başlıklı 304/1. Maddesinde; <em>&#8220;Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.&#8221;</em> düzenlenmesine yer verildiğini, her ne kadar gerekçeli karar henüz yazılmamış olsa da, kısa kararda yer alan kanun yolu bildirimi hatasının açık olduğu kanaatiyle, bu sehven gerekçeli karara da yansımaması amacıyla işbu tashih talebinin şimdiden sunulması zorunluluğu doğmuş olduğunu, bu nedenle, açıklanacak olan gerekçeli kararda bu hususlar dikkate alınarak hükmün düzeltilmesini, 31.10.2025 tarihli kısa kararda yer alan “Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresinin, kararın miktarı itibariyle istinafa tabi olmaması nedeniyle sehven yazıldığına, bu ibarenin HMK m.304 uyarınca tashihen düzeltilerek, kararın kesin nitelikte olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmesine, karar verilmesini talep edilmiştir.</p>
<p>Mahkememiz dosyası incelendiğinde dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan mahkememizce verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi uyarınca kesin olan karar nedeniyle tarafların kararı istinaf etmesi yasal olarak mümkün olmadığından bu husus sehven gözden kaçırılarak, mahkememizin kısa kararın hüküm kısmının sonunda &#8220;kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere&#8221; şeklinde yazıldığı sehven kısa kararda maddi hata yapıldığı anlaşılmış,  kısa karardaki bu kısmın &#8220;6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere&#8221; şeklinde TASHİHİNE ilişkin açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2024/375 Esas,  2024/715Karar sayılı kararında &#8220;&#8230;Davacı vekilinin Altıeylül ilçe Tüketici Hakem Heyetinin 27/07/2023 tarih, ………………………………. Karar sayılı kararına karşı itiraz ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır. Dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan dosyada davalının mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. Maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olan karar nedeniyle davalının  istinaf nedenleri yerinde değildir. Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p><strong>HÜKÜM</strong>: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:</p>
<p>1-Davanın KABULÜNE,</p>
<p>Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14.02.2025 tarih ve …………………… karar sayılı kararının İPTALİNE,</p>
<p>2-Davalı tarafından <strong>yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,</strong></p>
<p>3-İşbu iptal kararının bir örneğinin  kararı veren 6502 sayılı Kanunun 73/8 maddesi gereğince Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;ne gönderilmesine,</p>
<p>4-Alınması gerekli 1.366,20-TL peşin nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,</p>
<p>5-Davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılan tebligat, posta masrafı olan 451,00-TL&#8217;nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,</p>
<p>6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT &#8216;ye göre taktir ve tespit olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,</p>
<p>7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine,</p>
<p>Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/10/2025</p>
<p><strong>TASHİH ŞERHİ</strong></p>
<p>Mahkememiz işbu kararının hüküm kısmının sonunda &#8220;Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı&#8221; denilmiş ise de davacı vekilinin talebi ve gerekçeli kararın yazımı sırasında yapılan incelemede maddi hata yapıldığı anlaşıldığından söz konusu  &#8220;kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere&#8221; bu kısmın 6100 Sayılı HMK madde 304 kapsamında tashih ile düzeltilebileceği anlaşılmakla gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmamış olması da göz önünde bulundurularak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sonuç olarak;</p>
<p>Mahkememizin 2025/92 Esas, 2025/187 Karar sayılı ve 31/10/2025 tarihli kararının hüküm kısmının sonunun, Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı &#8220;6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere &#8221; olarak düzeltilerek 6100 sayılı HMK m 304 gereğince hükmün bu şekilde <strong>TASHİHİNE</strong>  tarafların yokluğunda karar verildi. 31/10/2025</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">Tüketici mahkemesine yapılacak olan başvurular hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren tüketici davaları Avukatı Mehmet MARAŞ’a <a href="mailto:av.mehmetmaras@gmail.com">av.mehmetmaras@gmail.com</a> adresinden veya <strong><a href="https://mehmetmaras.av.tr/iletisim/">iletişim sayfamız</a> üzerinden</strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/">SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-nasil-yapilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 11:23:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1542</guid>

					<description><![CDATA[<p>ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR             Anayasa mahkemesine bireysel başvuru 12/09/2010 tarihli Anayasa değişikliği ile hukuk sistemimize girmiş ve 23/09/2012 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kişilerin devletin işlem, eylem veya ihmali nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini düşündükleri durumlarda başvurabilecekleri özel bir yargı yoludur. Anaysa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya konu olabilecek </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-nasil-yapilir/">ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR</strong></p>
<p><strong>            </strong>Anayasa mahkemesine bireysel başvuru 12/09/2010 tarihli Anayasa değişikliği ile hukuk sistemimize girmiş ve 23/09/2012 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kişilerin <strong>devletin işlem, eylem veya ihmali nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini düşündükleri durumlarda</strong> başvurabilecekleri özel bir yargı yoludur.</p>
<p>Anaysa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya konu olabilecek haklar, <strong>Anayasada güvence altına alınmış olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında bulunması</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Bireysel başvuru, bir mahkeme kararına ya da kamu makamlarının bir işlemine karşı yapılan <strong>ek bir itiraz yolu değildir. </strong></p>
<p>Bu yönüyle bireysel başvuru, <strong>istisnai ve son çare (ikincil) </strong>bir başvuru yoludur.</p>
<p>Son zamanlarda bireysel başvuru formu da dahil olmak üzere bireysel başvurularda bulunma koşullarını yerine getirme zorlaşmaktadır. Mahkemeler her geçen gün kabul edilebilirlik kriterlerini daha katı yorumlamakta ve incelemektedir. Yapılan bireysel başvuruların birçoğu usuli şartları taşımadığı gerekçesiyle esastan incelenememekte ve birçok kişi hak kaybına uğramaktadır. Bu yüzden hem Anayasa mahkemesine hem de AİHM yapılacak olan bireysel başvurular konusunda çok dikkatli olunmalıdır.</p>
<p><strong>Kabul Edilebilirlik Koşulları</strong></p>
<p><strong>            </strong>Anayasa mahkemesi ve AİHM bir başvuruyu aldıklarında ihlal iddiasının esasını incelemeden önce bu iddiayı inceleme yetkilerinin bulunup bulunmadığını ve bu başvurunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığını inceleyeceklerdir.</p>
<p>Kabul edilebilirlik koşullarını (3) kategoriye ayırabiliriz. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Mahkemenin yetkisine ilişkin koşullar,</li>
<li>Usule ilişkin kabul edilebilirlik koşulları,</li>
<li>Esasa ilişkin kabul edilebilirlik koşullarıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bireysel Başvuruda Sürenin Hesaplanması</strong></p>
<p><strong>            </strong>Bireysel başvuru süresinin başlangıcı hukuk yollarının tüketildiği tarihtir. Ancak başvuru yolu öngörülmemişse o zaman süre ihlalin öğrenildiği tarihte başlayacaktır. Sürenin hesabında aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.</p>
<ul>
<li>Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğin veya tefhimin yapıldığı ilk gün süre hesabında dikkate alınmaz. Süre ertesi günden itibaren işlemeye başlar.</li>
<li>Süre son günün mesai bitiminde sona erer.</li>
<li>Resmi tatil günleri, süreye dahildir.</li>
<li>Sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde, süre takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda sona erer.</li>
<li>Adli tatil süreyi etkilemez.</li>
<li>İdari izin süreyi etkilemez.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesine Kimler Bireysel Başvuru Yapabilir</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesine, <strong>Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde koruma altına alınan haklarının ihlal edildiğini düşünen herkes</strong> bireysel başvuru yapabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Gerçek kişiler</strong>, kendi haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir.</li>
<li><strong>Özel hukuk tüzel kişileri</strong> (örneğin şirket, dernek, vakıf) yalnızca kendi tüzel kişiliklerine ait hakların ihlali iddiasıyla başvuru yapabilir.</li>
<li><strong>Kamu kurumları</strong> ise bireysel başvuru hakkına <strong><u>sahip değildir</u></strong>.</li>
<li><strong>Yabancı uyruklular</strong>, yalnızca Türkiye’de kendilerine tanınan haklar yönünden başvuru yapabilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Anayasa Mahkemesine Hangi Haklar İçin Bireysel Başvuru Yapılabilir</strong></p>
<p><strong>            </strong>Bireysel başvuru ancak hem <strong>Anayasa</strong> hem de <strong>AİHS</strong> tarafından koruma altına alınan haklar yönünden yapılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır;</p>
<p>&#8211; Yaşam hakkı,</p>
<p>&#8211; İşkence yasağı,</p>
<p>&#8211; Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı,</p>
<p>&#8211; Özgürlük ve güvenlik hakkı,</p>
<p>&#8211; Adil yargılanma hakkı,</p>
<p>&#8211; Kanunsuz ceza olmaz,</p>
<p>&#8211; Özel ve aile hayatına saygı,</p>
<p>&#8211; Din ve vicdan özgürlüğü,</p>
<p>&#8211; Düşünce ve İfade özgürlüğü,</p>
<p>&#8211; Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü,</p>
<p>&#8211;  Konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğü,</p>
<p>&#8211; Eğitim hakkı,</p>
<p>&#8211; Evlenme hakkı,</p>
<p>&#8211; Etkili başvuru hakkı,</p>
<p>&#8211; Ayrımcılık yasağı,</p>
<p>&#8211; Mülkiyet hakkı,</p>
<p>Bu haklardan biri kamu gücü tarafından ihlal edildiğinde, gerekli yargı yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine ve AİHM’e başvuru yapılabilir.</p>
<p><strong>Bireysel Başvuru Süresi</strong></p>
<p><strong>            </strong>Nihai kararın öğrenilmesinden itibaren <strong>“30” gündür. </strong>Burada dikkat edilmesi gereken bu sürenin sadece <strong>kararın tebliği ile değil aynı zamanda nihai kararın öğrenilmesi ile de başlayabileceğidir.</strong> Mücbir sebepler (örneğin ağır hastalık, doğal afet gibi) nedeniyle süre kaçırılmışa, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren “15” gün içerisinde başvuru yapılabilir.</p>
<p><strong>Bireysel Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır</strong></p>
<p><strong>            </strong>Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Formu doldurularak yapılır. Bu form anayasa mahkemesinin internet sitesinde yer alır.</p>
<p>Başvuru şu yollarla yapılabilir:</p>
<ul>
<li>Doğrudan Anayasa Mahkemesine elden teslim edilerek,</li>
<li>Herhangi bir <strong>adliye aracılığıyla</strong> (nöbetçi mahkemeye verilerek),</li>
<li><strong>Cezaevinde</strong> bulunanlar için cezaevi idaresi aracılığıyla,</li>
<li><strong>Yurtdışında</strong> bulunanlar için konsolosluklar aracılığıyla.</li>
<li>1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla UYAP Avukat Portalı üzerinden de elektronik ortamda yapılmaya başlanmıştır.</li>
</ul>
<p>Formun eksiksiz ve doğru şekilde doldurulması çok önemlidir. Eksik belge veya bilgi bulunursa Mahkeme 15 günlük ek süre verebilir. Bu sürede eksiklikler giderilmezse başvuru reddedilir.</p>
<p><strong>Başvuruya Eklenmesi Gereken Belgeler</strong></p>
<p>Başvuru formuna şu belgeler eklenmelidir:</p>
<ul>
<li>Kimlik belgesi örneği</li>
<li>Nihai karar veya işlemin örneği</li>
<li>Bireysel başvuruya konu olay ve tüm yargısal süreç belgeleriyle eklenmelidir. Temin edilemeyen belgelerin neden temin edilemediği ve nereden temin edilebileceği gerekçeli olarak belirtilmelidir.</li>
<li>Harcın ödendiğine dair makbuz</li>
<li>Başvuruyu yapan avukat veya temsilci varsa vekâletname</li>
<li>Tazminat talebi varsa buna ilişkin belgeler</li>
<li>Adli yardım talebi varsa maddi durumu gösteren belgeler</li>
</ul>
<p>Başvuru harcı her yıl güncellenmektedir. Maddi imkânı bulunmayan başvurucular, gerekli belgeleri sunarak <strong>adli yardım</strong> talebinde bulunabilir.</p>
<p><strong>Başvurunun İncelenmesi</strong></p>
<p>Başvurular önce <strong>Komisyonlar</strong> tarafından kabul edilebilirlik yönünden incelenir.<br />
Komisyon, başvurunun şekil şartlarına uygun olup olmadığını, süresinde yapılıp yapılmadığını ve temel hak ihlali iddiasının yeterli dayanağa sahip olup olmadığını değerlendirir.</p>
<p>Eğer başvuru kabul edilirse, dosya <strong>Bölümler</strong> tarafından esas yönünden incelenir. Mahkeme, ihlal olup olmadığına karar verir.</p>
<p>İhlal tespit edilirse, Anayasa Mahkemesi:</p>
<ul>
<li>İhlalin ortadan kaldırılması için <strong>yeniden yargılama</strong> yapılmasına veya yeniden yargılama gerekmiyorsa <strong>tazminata</strong> hükmedebilir.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi kararları <strong>kesin ve bağlayıcıdır</strong>; yasama, yürütme, yargı organları ve tüm kamu kurumları bu kararlara uymak zorundadır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yapmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmesi için öncelikle ihlale neden olduğu düşünülen işlem veya karar ile ilgili tüm olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yapabilmek için, Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Formu usulüne uygun bir şekilde doldurulmalıdır. Bu form şu şekilde doldurulmalıdır:</p>
<ul>
<li>Öncelikle formda bulunan ilgili yerlere kişisel bilgiler doğru ve açık yazılmalıdır.</li>
<li>Daha sonra bireysel başvuruya konu olay ve tüm yargısal süreç tarihi sıralamaya uygun bir şekilde özetlenmelidir.</li>
<li>Başvuru formuna eklenecek belge ve kararlar numara verilmek suretiyle eklenmelidir.</li>
<li>Başvurucunun nüfus cüzdan fotokopisi mutlaka başvuruya eklenmelidir.</li>
<li>Başvuru formunda bireysel başvuruya konu edilen olay ve yargısal süreç nedeniyle, Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen hangi hakların ihlal edildiği belirtilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>ANAYASA MAHKEMESİNE YAPILACAK BİREYSEL BAŞVURULAR İÇİN PRATİK BİLGİLER</strong></p>
<ul>
<li>Aym’ye başvuru yapılabilmesi için Anayasa mahkemesinin başvuru formunun kullanılması zorunludur.</li>
<li>Başvuruda vekalete, vekalet harcı kestirilmesi, vekaletnamenin “aslı gibidir&#8221; yapılıp vekalet pulunun da yapıştırılması gerekmektedir.</li>
<li>Başvuruda birden çok başvurucu ve ayrı ayrı vekalet var ise, kaç tane vekalet sunuluyorsa, o kadar vekalet harcı kestirilmesi gerekmektedir. Başvuru için özel vekaletnameye gerek yoktur. Genel vekaletname ile başvuru yapılabilir.</li>
<li>Anayasa mahkemesine bireysel başvuruda avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Başvurucu veya yasal temsilcide bireysel başvuru yapabilir.</li>
<li>Başvuru tarihi başvurunun yetkili kuruma teslim edildiği tarihtir. Başvuru teslim edildiğinde başvurucuya “Alındı Belgesi” verilmektedir.</li>
<li>Başvuru formunun ekleri sıra numarası verilerek vekaleti olan avukat tarafından “Aslı Gibidir” yapılması gerekmektedir.</li>
<li>Eklerin ataş, zımba ve yapıştırıcı ile yapıştırılmaması gerekmektedir. Ekler kronolojik olarak listelenmelidir. Nihai karar ve tebligat mazbatası başvuru formuna muhakkak konulmalıdır.</li>
<li>İster kabul edilmezlik kararı ister ihlal kararı verilsin başvuru formu ve ekleri tarafınıza iade edilmez, arşivlenmez.</li>
<li>Başvuru formu toplamda (10) sayfa olup ek (10) sayfa açıklama sunulması mümkündür. Ancak başvuru formunda belirtmediğiniz ve değinmediğiniz hususları açıklama sayfasında belirtmeyiniz.</li>
<li>Başvuru formunun kullanılması zorunlu olup, başvuru formu elektronik ortamda doldurulabileceği gibi el yazısı ile de doldurulabilir.</li>
<li>Başvurucunun tüzel kişi olması halinde ise avukat olmayan yasal temsilcinin ve avukatla temsil edilse dahi temsile ilişkin imza sirküleri, ticaret sicil kaydı, seçim mazbatası gibi temsile ilişkin belge sunulması gerekmektedir.</li>
<li>Adli yardım taleplerinde açıkça ekonomik durumunun başvuru harcı ve masraflarını ödemeyecek durumda olduğuna ilişkin belge sunulması gerekmektedir. (SGK kaydı, Taşınır-taşınmaz kaydı, fakirlik belgesi gibi)</li>
<li>Başvuru formunun “Sonuç ve Talepler” bölümünde “İhlalin Tespiti”, “Yeniden Yargılanma”, “Tazminat” ile giderim taleplerinde bulunulur. Mahkeme talep edilen ile bağlıdır. Talep edilenden fazlasına hükmetmez ancak daha azına hükmedebilir.</li>
<li>Kabul edilemezilk kararı ya da ihlal tespit etmesi halinde ise karşı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmetmez. İhlal çıkması halinde vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmeder.</li>
<li>Başvuru formunun sonunda “Beyan ve İmza” kısmına avukatla temsil edilen başvurularda avukatın ıslak imza ile imzalaması gerekmektedir.</li>
<li>Başvurular hakkında her zaman feragat verilebilir.</li>
<li>Başvurucunun ölümü halinde başvuruyu takip etmek isteyenlerin takip isteklerini ve mirasçıların vekaletini alarak dilekçe ile mahkemeye göndermesi gerekmektedir.</li>
<li>Başvuru formunun 1. Sayfasında Ek 1’e vekaletname konulması daha uygundur.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>BİREYSEL BAŞVURUDA KULLANILABİLECEK BAZI HAKLAR</u></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ADİL YARGILANMA HAKKI</strong></p>
<p>Türkiye de ve Dünyada en çok hak ihlali iddiasıyla başvurulan bir hak kategorisi türüdür.</p>
<p>Adil yargılanma hakkı, temel hak ve özgürlüklerin hem <strong>maddi</strong> hem de <strong>usuli </strong>boyutunun hayata geçirilmesindeki en temel güvenceyi oluşturur.</p>
<p>Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya <strong>medeni hak ve yükümlülükleri</strong> <strong>ile ilgili bir uyuşmazlığın tarafı</strong> olması ya da <strong>başvurucuya yönelik bir suç isnadı</strong> hakkında karar verilmiş olması gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Medeni yargılanma anlamında 6. Maddenin uygulanabilmesi için:</strong></li>
<li>Bir hakka veya yükümlülüğe ilişkin bir çekişme olmak zorundadır (Benthem v. Hollanda)</li>
<li>Hak ve yükümlülüğün ulusal dayanağı olmalıdır (Roche v. Birleşik Krallık)</li>
<li>Hak ve yükümlülük, medeni olmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Not:</strong> Medeni hak ve yükümlülüklere yönelik olarak Adil Yargılanma hakkı korumasından yararlanabilmek için Benthem ölçütü kullanılabilir. Bu ölçüte göre 6. Madde korumasından yararlanabilmek için uyuşmazlık, <u>bir hak ve özgürlüğe dair bir çekişmeyi içermeli</u> ve bu çekişmede şekli anlamdan ziyade hakkın içeriğine yani maddi niteliğine, kapsamına ya da kullanımına dair olmalıdır. <u>Çekişme samimi ve ciddi olmalı</u>, <u>başvurucunun haklarının kullanılması açısından gerekli olmalı,</u> <u>önemsiz ya da başvurucuyla ilgisi uzak olmamalıdır</u>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Suç İsnadı:</strong> Adil yargılanma hakkının güvencelerinin <strong>ceza yargılamaları kapsamında uygulanabilmesi için</strong> aşağıdaki kriterlerin bulunması gerekmektedir.</li>
<li>İddia edilen eylemin ulusal mevzuatta suç olarak sınıflandırılması,</li>
<li>Eylemin doğası,</li>
<li>Olası cezanın muhtevası</li>
</ul>
<p><u>Sanık Hakları</u></p>
<ul>
<li>Suçlamadan anladığı bir dilde ve en kısa sürede haberdar olmak,</li>
<li>Savunma hakkı,</li>
<li>Müdafi yardımından yararlanma hakkı,</li>
<li>Tercüman hakkından faydalanma,</li>
<li>Tanığı sorguya çekme</li>
</ul>
<p><strong>Adil Yargılanma Hakkı Korumasının Başlama Zamanı</strong></p>
<p><strong>            </strong>Bir suç isnadının şüpheli kişiye resmi olarak bildirilmesi veya bu kişinin isnattan ilk ve ciddiye alınabilecek şekilde etkilenmesine sebep olan arama gibi uygulamaya ilişkin tedbirlerle başlar.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>AİHS 6. MADDESİNDE AÇIKÇA BELİRTİLEN VE ZIMNEN KABUL EDİLEN HAK VE İLKELER</strong></p>
<ul>
<li><strong>AÇIKÇA BELİRTİLEN HAK VE İLKELER.</strong></li>
</ul>
<p>&#8211; Kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı,</p>
<p>&#8211; Makul sürede yargılanma hakkı,</p>
<p>&#8211; Aleni yargılanma hakkı,</p>
<p>&#8211; Masumiyet karinesi,</p>
<ul>
<li><strong>ZIMMEN (İÇTİHATLARLA) KABUL EDİLENLER.</strong></li>
</ul>
<p>&#8211; Gerekçeli karar hakkı,</p>
<p>&#8211; Yargı kararlarının uygulanması,</p>
<p>&#8211; Çelişmeli Yargılama İlkesi ve Silahların eşitliği,</p>
<p>&#8211; Delilin Güvenirlik Ve Hukukiliğine İlişkin Haklar,</p>
<p>&#8211; Mahkemeye erişim hakkı</p>
<p>* Duruşmada hazır bulunma,</p>
<p>* Doğrudan doğruyalık,</p>
<p>* Susma hakkı,</p>
<p>* Delil sunma hakkı</p>
<ul>
<li>Kendisi aleyhine delil sunmaya zorlanmama hakkı</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Anayasa mahkemesine yapılacak olan bireysel başvurular hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren Şanlıurfa bireysel başvuru Avukatı Mehmet MARAŞ’a av.mehmetmaras@gmail.com adresinden veya iletişim sayfamız üzerinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Faydalanılan Belgeler:</p>
<ul>
<li>Aym-Aihm kabul edilebilirlik rehberi,</li>
<li>Adil yargılanma hakkı rehberi,</li>
<li>Kabul edilebilirlik kriterleri ve uygulama rehberi,</li>
<li>Aihs bağlamında bireysel başvuru yolları gibi belgelerden faydalanılarak hazırlanmıştır.</li>
</ul>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-nasil-yapilir/">ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU NASIL YAPILIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 10:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araç satışı için adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeler geçersiz olup sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği taraflar verdiklerini geri isteyebilir. Yargıtay&#8217;ın bu konu ile ilgili vermiş olduğu emsal karar aşağıdadır. T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas    : 2018/2686 Karar  : 2018/6122 Tarih  : 27.11.2018 &#8211; ARAÇ SATIŞI İÇİN ADİ YAZILI VE SÖZLÜ YAPILAN SÖZLEŞMELER GEÇERSİZDİR &#8211; SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/">Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araç satışı için adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeler geçersiz olup sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği taraflar verdiklerini geri isteyebilir. </strong>Yargıtay&#8217;ın bu konu ile ilgili vermiş olduğu emsal karar aşağıdadır.</p>
<p><strong>T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi<br />
Esas    :</strong> 2018/2686<br />
<strong>Karar  : </strong>2018/6122<br />
<strong>Tarih  : </strong>27.11.2018</p>
<p><strong>&#8211; ARAÇ SATIŞI İÇİN ADİ YAZILI VE SÖZLÜ YAPILAN SÖZLEŞMELER GEÇERSİZDİR</strong></p>
<p><strong>&#8211; SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME</strong></p>
<p><strong>ÖZET</strong>: Trafikte kayıtlı araçların satışı sözleşmesinin <strong>KTK 20/d’ye göre noterlikçe yapılması geçerlilik şartıdır.</strong> <strong>Diğer bir ifadeyle, adi yazılı veya sözlü satışlar daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersizdir.</strong> <strong>Harici sözleşme “araç satış vaadi” şeklinde nitelendirilemez, alıcı yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcı da satım bedelinin ödenmesini talep edemez.</strong> 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışlar geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef olduğu gözetilerek davacının davalıya ödediği bedelin tespit edilerek bu bedelin tahsiline karar verilmesi gerekir.</p>
<p><strong>MAHKEMESİ :</strong> Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali – karşı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p><strong>– KARAR –</strong></p>
<p>Davacı vekili, davalıdan 15.09.2011 tarihli araç satış sözleşmesi uyarınca 28.500,00 TL bedelle araç satın alındığını, aracın devrinin ödemeler bittikten sonra yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca 5.000 TL bedelle davacı aracının teslim edildiğini, kalan ödemelere ilişkin olarak 4 adet toplam 23.500,00 TL bedelli senetlerin verildiğini, senetlere ilişkin PTT vasıtası ile ve elden ödemeler yapıldığını, ancak davalının araç devrini yapmadığını, aracın başka bir alacaklı tarafından icra dosyasından haciz konularak geri alındığını, davalıya ödenen bedellerin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının açılan bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili, davacıya 27.100,00 TL bedelle araç satışı yapıldığını, davacının takasa verdiği aracın değerinin 3.600,00 TL olduğunu, yaptığı ödemelerin ise toplamının 11.322,00 TL olduğunu, başkaca ödeme yapmadığını, aracın müvekkili davalının alacaklısı tarafından haczedildiğini savunarak davanın reddini istemiş, açmış olduğu karşı dava ile de aracın 4 yıl davacı tarafından kullanıldığını,880 TL tutarlı motorlu taşıtlar vergisinin kendileri tarafından ödendiğini, aracın 4 yıllık kullanımdan dolayı yıpranmasından ötürü başka bir şahsa 15.000,00 TL bedelle satıldığını, araçta 12.100 TL değer kaybı olduğunu belirterek uğranılan toplam 12.980,00 TL zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı-karşı davacının takasa konu aracın 3.600,00 TL ye satıldığına ilişkin noter satış sözleşmesi ile 880,00 TL motorlu taşıtlar vergisi makbuzunu ibraz ettiği, dava konusu aracın 23.10.2013 tarihinde … 1.Noterliğinde 15.000,00 TL ye satıldığı, davalı-karşı davacının zararının toplam 12.980,00 TL olduğu, davacı-karşı davalının araç devri ile birlikte toplam 14.922 TL ödeme yaptığı, davalı-karşı davacının iddialarını yazılı belgelerle kesin ve inandırıcı olarak ispatladığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.942,00 TL üzerinden takibin devamına, karşı davanın ise tümden kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin asıl dava ve karşı davaya ilişkin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</p>
<p>Trafikte kayıtlı araçların satışı sözleşmesinin KTK 20/d’ye göre noterlikçe yapılması geçerlilik şartıdır. Diğer bir ifadeyle, adi yazılı veya sözlü satışlar daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersizdir. Harici sözleşme “araç satış vaadi” şeklinde nitelendirilemez, alıcı yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcı da satım bedelinin ödenmesini talep edemez.2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışlar geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef olduğu gözetilerek davacının davalıya ödediği bedelin tespit edilerek bu bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.</p>
<p>Davacı-karşı davalı vekilinin karşı dava yönünden temyizine gelince; geçersiz araç satış sözleşmesi nedeniyle davacı aracı kullanmış, davalı ise ödenen parayı kullanmıştır. Dava konusu edilen aracın davacının kullandığı sırada herhangi bir hasara uğradığı davalı tarafından ileri sürülmediği gibi, aracın davacı elinde değer kaybına uğradığının da ispatlanamamış olmasına göre değer kaybı adı altında tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.</p>
<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda (1) no&#8217;lu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no&#8217;lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 27/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/">Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİLAHLA KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜME NEDEN OLMA (TCK m. 87/4)</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/silahla-kasten-yaralama-sonucu-olume-neden-olma-tck-m-87-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 20:53:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kasten yaralama (TCK m. 86) ile Neticesi Sebebiyle Ağırlaştırılmış Yaralama suçu ve cezası (TCK m.87/4), Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Silahla Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden suçunda uygulanacak cezayı belirleyebilmek için kasten yaralama suçunun temel şekli ve bir kısım nitelikli halleri düzenlendiğinden öncelikle 86. maddeye göre cezayı tayin etmek ve </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/silahla-kasten-yaralama-sonucu-olume-neden-olma-tck-m-87-4/">SİLAHLA KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜME NEDEN OLMA (TCK m. 87/4)</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kasten yaralama (TCK m. 86) ile Neticesi Sebebiyle Ağırlaştırılmış Yaralama suçu ve cezası (TCK m.87/4), Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir.</p>
<p>Silahla Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden suçunda uygulanacak cezayı belirleyebilmek için kasten yaralama suçunun temel şekli ve bir kısım nitelikli halleri düzenlendiğinden öncelikle 86. maddeye göre cezayı tayin etmek ve çıkan sonuca göre netice sebebiyle ağırlaşmış halden verilecek cezayı belirlemek gerekmektedir.</p>
<p>Kasten yaralama suçunda olduğu gibi bazı suç tiplerinde, kişinin kastettiğinden daha ağır veya başka bir neticenin gerçekleşmesi ayrıca yaptırıma tabi tutulur. Bu gibi hallerde esasen kişi suçun temel şekli bakımından kasten hareket etmiş, ancak kastettiği suçtan veya bu suçun neticesinden daha ağır veya başka bir netice meydana gelmiştir. Kuşkusuz, ceza sorumluluğu açısından failin temel suça ilişkin fiili ile meydana gelen ağır netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu konuda nedensellik bağı ile ilgili olarak ileri sürülen ölçütlerden yararlanılacaktır. Ayrıca meydana gelen netice, objektif olarak faile isnat edilebilir olmalıdır.</p>
<p><strong>               TCK’nın Kasten Yaralama Başlıklı <u>86. Maddesinin 3. fıkrasının e) bendinde;</u> <em>“kasten yaralama suçunun silahla, </em></strong><em>işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”</em> Demektedir.</p>
<p>Kişinin suç teşkil eden fiilinin kastedilenden daha ağır veya başka neticeye sebep olması mümkündür.<strong> </strong>5238 sayılı Türk Ceza Kanunun Ceza Sorumluluğunun Esasları bölümünde <strong>haksızlığın bir gerçekleştirilme şekli olarak kast-taksir kombinasyonuna,</strong> yani <strong>netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara</strong> yer verilmiştir. Buna göre; <strong>TCK’nın Netice sebebiyle ağırlaşmış suç <u>23. Maddesinde;</u> </strong>Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından <strong>en azından taksirle hareket</strong> etmesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>
<p><strong>                TCK’nın <u>87. Maddesinde</u> ise,</strong> <strong>neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama suçu</strong> düzenlenmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçtan söz edilebilmesi için ilk şart, temel suç tipi bakımından kasten hareket edilmesidir. Bu temel suç tipi neticeli bir suç olabileceği gibi sırf hareket suçu da olabilir. İkinci olarak, failin gerçekleşen ağır veya başka netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekmektedir. Kanun, böylece kast-taksir kombinasyonu olarak da ifade edilen karma bir suç tipi oluşturmuştur. Bu karma suç tipi iki kademede gerçekleşmektedir. Birinci kademede kasten işlenen temel suç, ikinci kademede ise en azından taksirle sebebiyet verilen, daha ağır veya başka bir netice yer almaktadır. (1)</p>
<p>Bu maddenin yani TCK’nın <u>87. Maddesinin 4. Fıkrasında</u>; <strong><em>“Kasten yaralama sonucunda <u>ölüm meydana gelmişse</u>, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise <u>oniki yıldan onsekiz yıla kadar</u> hapis cezasına hükmolunur.”</em></strong>  Şeklinde düzenlenmiştir.</p>
<p>Bu hükmün uygulanabilmesi için failin fiilinin bir sonucu olarak mağdurun ölmüş olması gerekmektedir. Ancak failin öldürme kastıyla hareket ediyor olmaması gerekmektedir. Ölüme sebep olan kasten yaralama fiilinin icrai nitelikte olması mümkün olduğu gibi ihmali nitelikte olması da mümkündür. Diğer bir anlatımla, ihmali davranışla yaralama sonucunda ölüm neticesi meydana gelmişse de TCK.nun 87. maddenin 4. fıkrası uygulanacaktır.(2) Yaralama fiili ile gerçekleşen ölüm neticesi arasında illiyet bağı bulunmalı ve gerçekleşen ölüm neticesi objektif olarak faile isnat edilebilmelidir. Ancak ölüm neticesinin yaralama sonucunda hemen meydana gelmesi gerekli değildir. Yaralama fiili sonucu olması kaydıyla fiil ile ölüm neticesi arasına belirli bir zaman dilimi girmiş olsa dahi fiil ile netice arasında illiyet bağının varlığından ve neticenin faile objektif olarak isnat edilebilirliğinden söz edilebilir.(3)</p>
<p>Failin fiiline eklenen nedenler olmadan failin hareketi neticeyi meydana getirmeye elverişli ise fiil ile meydana gelen netice arasında illiyet bağı mevcuttur. Fiil tek başına ölümü meydana getirmeye elverişli olmamakla birlikte, mağdurda mevcut olup eklenen veya sonradan ortaya çıkan sebepler yüzünden ölüm meydana gelmiş ise, failin bu sebepleri bilip bilmediği, bilmiyorsa, bilmemesi sebebiyle kendisine kusur izafe edilip edilemeyeceği araştırılmalı ve sonucuna göre sorumluluk belirlenmelidir. Ancak burada sonradan eklenen sebeplerin neticenin faile objektif olarak isnad edilebilmesine engel olup olmadığının öncelikle araştırılması gerekir. (4) Ölümü meydana getirecek hareket sonrasında, bir başka hareket ölümü meydana getirse ilk hareket illi değere sahip değildir. (5)</p>
<p>Örneğin (C) nin verdiği kimyasal bir karışımla yavaş yavaş ölüme terkedilen (A)’nın, (B) tarafından silahla öldürülmesinde böyle bir durumdan bahsedilebilir. Kimyasal maddeyi maktule veren (C)’ nin hareketi neticenin meydana gelmesinde illi değere sahip değildir. Ancak (C) nin teşebbüsten sorumluluğu yoluna gidilebilir.</p>
<p><strong>TCK’NIN 87. MADDESİNİN GEREKÇESİ:</strong> <em>“Kişi suç teşkil eden bir fiili işlerken, kastettiği neticeden daha ağır veya başka bir netice gerçekleşmiş olabilir. Bu gibi durumlarda netice sebebiyle ağırlaşmış suç söz konusudur. Örneğin, basit yaralamada bulunulmak istenirken, kişi görme, işitme yeteneğini yitirmiş olabilir. Yaralama fiili gerçekleştirilirken, genellikle bunun sonucunda ağır bir neticenin meydana gelebileceği düşünülür. Örneğin gözün, kulağın üzerine sert bir biçimde vuran kişi, bu yumruk neticesinde mağdurun görme veya işitme yeteneğini yitirebileceği olasılığını göz önünde bulundurur. Ağır neticenin ortaya çıkacağının bu şekilde öngörüldüğü durumlarda, meydana gelen ağır netice açısından fail olası kastla hareket etmektedir. Buna karşılık, yaralama fiili sonucunda kişinin öngörmediği ağır bir netice de meydana gelmiş olabilir. Örneğin canının biraz yanması için mağdurun karın boşluğuna hafif bir biçimde vurulması hâlinde mağdur inhibisyon2 sonucu ölebilir. Bu gibi durumlarda ise fail, yaralama fiilini işlerken, mağdurun ölebileceğini tahmin etmemiş olabilir. 765 sayılı Türk Ceza Kanununda ve Hükûmet Tasarısının bazı hükümlerinde, kişi gerçekleştirmeyi kastetmediği böyle neticelerden objektif olarak sorumlu tutulmaktadır. Belirtmek gerekir ki, bu tür sorumluluk, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re illicita”, yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olup, çağdaş ceza hukuku bu anlayışı çoktan terk etmiştir. Çünkü kusurun aranmadığı objektif sorumluluk hâlleri kusursuz ceza olmaz ilkesiyle açıkça çelişmektedir. Ülkemiz ceza hukuku öğretisinde uzun süredir objektif sorumluluk hâllerinin ceza mevzuatından çıkarılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu talebin yerine getirilmesi, Anayasada öngörülen kusur ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Madde metnindeki düzenlemeyle, meydana gelen ağır netice açısından kişinin sorumlu tutulabilmesi için, söz konusu neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu bulunması gerekmektedir. Bu hükümle, meydana gelen kastedilenden başka ve ağır netice açısından sorumluluğun, kusura dayalı bir sorumluluk olması sağlanmak istenmiştir”.</em></p>
<p>1) Koca-Üzülmez, Genel Hükümler, 6. Baskı, s.233; Özgenç, Genel Hükümler, 8. Baskı, s.276; Ozansü, Mehmet Cemil, Ceza Hukukunda Kasttan Doğan Subjektif Sorumluluk, 1. Baskı, Ankara 2007, s. 191.</p>
<p>2) Koca-Üzülmez, Özel Hükümler, s. 200; Kaymaz, s. 75 vd..</p>
<p>3) Kaymaz, s. 80 vd.</p>
<p>4) Ayrıca bkz. Önder, Şahıslara ve Mala Karşı Cürümler, s.62; Centel-Zafer-Çakmut, Kişilere Karşı Suçlar, 2. Baskı, s. 164; Kaymaz, s. 86.</p>
<p>5) Önder, Şahıslara ve Mala Karşı Cürümler, s.62; Doktrinde bu hali sollayan nedensellik olarak isimlendiren yazarlar mevcuttur. Bkz: Hakeri, Hakan, Kasten Öldürme Suçları TCK 81-82-83, 2. Baskı, Ankara 2007, s.29.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/silahla-kasten-yaralama-sonucu-olume-neden-olma-tck-m-87-4/">SİLAHLA KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜME NEDEN OLMA (TCK m. 87/4)</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme hangisidir?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/kira-sozlesmesinden-kaynakli-uyusmazliklarda-gorevli-mahkeme-hangisidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 07:03:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kira sözleşmesinden kaynaklı her türlü uyuşmazlık ayrım gözetmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 4. maddesinde Sulh Hukuk mahkemelerinin görevleri arasında sayılmıştır. HUAK m. 18/B&#8217;de “kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar”  denmek suretiyle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/kira-sozlesmesinden-kaynakli-uyusmazliklarda-gorevli-mahkeme-hangisidir/">Kira sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme hangisidir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Kira sözleşmesinden kaynaklı her türlü uyuşmazlık ayrım gözetmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 4. maddesinde Sulh Hukuk mahkemelerinin görevleri arasında sayılmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">HUAK m. 18/B&#8217;de <em>“kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar”</em>  denmek suretiyle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/kira-sozlesmesinden-kaynakli-uyusmazliklarda-gorevli-mahkeme-hangisidir/">Kira sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme hangisidir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Davalarında Fazla Çalışmanın İspatı Nasıl Olur?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-fazla-calismanin-ispati-nasil-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 07:48:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fazla çalışma süresinin varlığını ispat yükü işçidedir. Fazla çalışma, maddi bir olgu niteliğinde olduğu için işçi, fazla çalışma sürelerini tanık ve diğer takdiri deliller ile ispat edebilmektedir. Ancak tanık delili, fazla çalışma sürelerinin tespitinde her zaman tek başına ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Fazla çalışmanın ispatında işyerine giriş ve çıkış saatlerini gösteren belgeler ve işyerine ait </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-fazla-calismanin-ispati-nasil-olur/">İş Davalarında Fazla Çalışmanın İspatı Nasıl Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fazla çalışma süresinin varlığını ispat yükü işçidedir.</p>
<p>Fazla çalışma, maddi bir olgu niteliğinde olduğu için işçi, fazla çalışma sürelerini tanık ve diğer takdiri deliller ile ispat edebilmektedir. Ancak tanık delili, fazla çalışma sürelerinin tespitinde her zaman tek başına ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Fazla çalışmanın ispatında işyerine giriş ve çıkış saatlerini gösteren belgeler ve işyerine ait iç yazışmalar delil olarak kabul edilmektedir. Çalışma sürelerinin belirlenmesinde öncelikle işyeri kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir.</p>
<p>İşyerine giriş ve çıkış saatlerinin belirlenmesinde kullanılan kartlı sistem gibi sistemlerin mevcut olması halinde, sisteme işveren tarafından müdahale edildiği iddia ve ispat edilmedikçe, kayıtlara itibar edilerek çalışma süresinin belirlenecektir. İşyeri kayıtlarının bulunması halinde tanık beyanlarına itibar edilemez.</p>
<p>Yargıtay 9. HD, 25.11.2020, 2017/18013 E., 2020/16754 K: <em>“Davalı işyerinde işe giriş ve çıkışın parmak okutma suretiyle elektronik olarak kayıt altına alındığı işverenin buna ilişkin belgeleri dosyaya sunduğu anlaşılmaktadır. Elektronik kayıt sistemine itibar edilmemesi için geçerli bir neden ileri sürülemediğine göre davacının işe giriş ve çıkış saati arasındaki zaman belirlenip yasal ara dinlenme süresi düşüldükten sonra varsa fazla mesainin belgeye dayandığı da gözetilerek takdiri indirime de gidilmeksizin ve miktar bakımından davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek fazla mesai ücretinin hüküm altına alınması, kayıtlara göre fazla mesai olmadığının anlaşılması halinde ise bu alacak talebinin reddinin gerektiği, yine ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının da bu kayıtlara göre belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.” </em></p>
<p>Yargıtay kararlarında da fazla çalışma iddiasının fiili olgu olduğu, bu sebeple her türlü delille ispatının mümkün olduğu kabul edilmekle birlikte ikili bir ayrıma gidildiği görülmektedir.</p>
<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi kararlarında işçinin imzasını taşıyan ve ihtirazî kayıt içermeyen ücret bordrolarında fazla çalışma ücretinin ödendiği yazılı ise işçinin ödenen ücretin üzerinde fazla çalışma yaptığı iddiasını bordronun sahteliğini ispat edinceye kadar ancak yazılı delille ispat edilebileceği, ihtirazi kaydın varlığı halinde fazla çalışmanın her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmektedir. (Yargıtay 9. HD., 10.07.2023, 2023/10607 E., 2023/11216 K.; YHGK., 22.03.2022, 2020/(22)9-623 E., 2022/368 K)</p>
<p>İşçiye bordro imzalatılmayıp ücretin banka üzerinden ödenmesi halinde işçinin ihtirazi kayıt ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Bu sebeple banka aracılığıyla yapılan fazla çalışma ücreti ödemesine konu sürelerden daha fazla çalışıldığı iddiası her türlü delil ile ispat edilebilir. (Yargıtay 9. HD., 19.09.2023, 2023/6342 E., 2023/12375 K.)</p>
<p>Fazla çalışma sürelerinin belirlenmesinde tanık beyanlarının tek başına yeterli olmaması halinde, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, isticvap, keşif, bilirkişi gibi diğer delillerle ispat mümkün hale gelecektir. Böyle durumlarda işin niteliği, işyerinin kapasitesi, çalışan işçi sayısı ve davacı işçinin yaptığı iş açısından fazla mesai yapılmasının gerekli olup olmadığı gibi hususlar değerlendirilmek suretiyle sonuca ulaşılacaktır. (AYDEMİR, s.87-88)</p>
<p>Davacı işçi ile birlikte çalışması olmayan, çalışma düzeni hakkında bilgisi olmayan ve bilgi sahibi olması mümkün olmayan tanıkların çalışma sürelerine ilişkin beyanlarına itibar edilemez. ( Yargıtay 9. HD., 07.06.2023, 2023/9613 E., 2023/8718 K) Ancak komşu işyerlerinde çalışan tanıklar çalışma süresini gözlemleyebilecek durumda ise beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Tanıkların işçiyle birlikte çalıştıkları dönemle sınırlı olarak beyanlarına itibar edilecek olup birlikte çalışmanın olmadığı dönemlere ilişkin olarak beyanlarına itibar edilemez. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 03.02.2020, 2016/12313 E., 2020/1136 K. Aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 27.01.2021, 2019/3772 E., 2021/2540 K)</p>
<p>İşçilik alacakları hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren Şanlıurfa işçilik alacakları Avukatı Mehmet MARAŞ’a av.mehmetmaras@gmail.com adresinden veya iletişim sayfamız üzerinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-fazla-calismanin-ispati-nasil-olur/">İş Davalarında Fazla Çalışmanın İspatı Nasıl Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Davalarında Husumetli Tanık Kimdir?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-husumetli-tanik-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 07:29:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargıtay, aynı işverene karşı dava açmış işçileri “husumetli tanık” olarak nitelendirmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kararlarında aynı işverene karşı davası bulunan tanıkların davacı ile arasında menfaat birlikteliği olduğundan bunların tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi gerektiğini, bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiğini belirtmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 tarih ve 2013/9-1449 E.-2015/856 </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-husumetli-tanik-kimdir/">İş Davalarında Husumetli Tanık Kimdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yargıtay, aynı işverene karşı dava açmış işçileri “husumetli tanık” olarak nitelendirmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kararlarında aynı işverene karşı davası bulunan tanıkların davacı ile arasında menfaat birlikteliği olduğundan bunların tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi gerektiğini, bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiğini belirtmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 tarih ve 2013/9-1449 E.-2015/856 K.,; 29.06.2016 tarih ve 2015/22-1444 E.-2016/869 K.,; 08.03.2017 tarih ve 2015/22-1050 E.-2017/433 K.; 02.12.2020 tarih ve 2016/(22)9-2229 E., 2020/994 K. sayılı kararları.)</p>
<p style="text-align: left;">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemeleri de Hukuk Genel Kurulu’nun görüşünü benimseyerek aynı işverene karşı dava açmış olan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması, bu tanıkların beyanlarının tek başına ispat vasıtası olarak kullanılamayacağını, husumetli tanık beyanlarının yan delil veya olgularla ispat edilmesi halinde beyanlara itibar edilebileceğini kabul etmektedirler.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/is-davalarinda-husumetli-tanik-kimdir/">İş Davalarında Husumetli Tanık Kimdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuk Davalarında Tanıkların Dinlenmesi Nasıl Olur?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/hukuk-davalarinda-taniklarin-dinlenmesi-nasil-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 07:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanık beyanları, takdiri delil mahiyetindedir. Bu sebeple tanık beyanları hâkim için bağlayıcı nitelikte değildir. Hâkim, tanık beyanının doğru olmadığını dosyadaki deliller ve emareler ile tespit ederse tanık beyanlarının aksi yönünde de hüküm tesis edebilir. Ancak bu halde hâkimin tanık beyanlarına niçin itibar etmediğini gerekçeleriyle birlikte ortaya koyması gerekmektedir. Tanığın taraflardan birinin yakını olması, tek başına </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/hukuk-davalarinda-taniklarin-dinlenmesi-nasil-olur/">Hukuk Davalarında Tanıkların Dinlenmesi Nasıl Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Tanık beyanları, takdiri delil mahiyetindedir. Bu sebeple tanık beyanları hâkim için bağlayıcı nitelikte değildir. Hâkim, tanık beyanının doğru olmadığını dosyadaki deliller ve emareler ile tespit ederse tanık beyanlarının aksi yönünde de hüküm tesis edebilir. Ancak bu halde hâkimin tanık beyanlarına niçin itibar etmediğini gerekçeleriyle birlikte ortaya koyması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Tanığın taraflardan birinin yakını olması, tek başına beyanına itibar edilmemesini gerektirmez; ancak bu durumda her olayın ayrı değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Yargıtay uygulamasında yakın akrabalığın tek başına tanık beyanına itibar edilmemesine gerekçesi olamayacağı, aksi ispat edilene kadar asıl olanın tanığın doğruyu söylediği kabul edilmektedir. (YHGK, 03.10.2019, 2019/2-32 E., 2019/993 K.; YHGK, 26.04.2023, 2022/9-856 E., 2023/363 K.)</p>
<p style="text-align: left;">Tanık, kural olarak yargılamayı yürüten mahkemece dinlenir. Hasta veya engelli olması sebebiyle duruşmaya gelemeyen tanık bulunduğu yere gidilmek suretiyle dinlenir. Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanığın dinlenmesi için mahal mahkemesinden istinabe talebinde bulunulur. Uygulamada mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanıklar, bulundukları yer mahkemesine talimat yazılmak suretiyle dinlenilmektedirler. Tanığın talimatla dinlenmesi halinde yargılamanın taraflarının talebi var ise tanığın dinleneceği yer, gün ve saat taraflara davetiye ile bildirilir (HMK m.259). Ayrıca HMK’nın 149/2. maddesi gereğince mahkeme kendiliğinden ya da talep üzerine tanığı ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile bulunduğu yerden dinleyebilir. Mahkemece gerekli görülen hallerde tanığın beyanlarını olayın meydana geldiği ya da şeyin olduğu yerde alabilir. (HMK m.259/2).</p>
<p style="text-align: left;">Duruşma salonunda hazır olan tanıktan dinlenmeden önce “adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulup” beyanlar tutanağa geçirilir (HMK m.254). Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkı bulunan tanıklara dinlenilmelerinden önce çekinme hakkının hatırlatılması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Tanığa dinlenmeden önce; “gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği söylememesi hâlinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı, doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği, duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği ve gerekirse diğer tanıklarla yüzleştirilebileceği” anlatılır (HMK m.256).</p>
<p style="text-align: left;">Tanığın kimlik tespiti ve HMK’nın 256. maddesindeki uyarılar yapıldıktan sonra hâkim dâhil herkes ayağa kalkar ve hâkim tarafından tanığa “Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?” diye sorulur.</p>
<p style="text-align: left;">Tanık da cevaben, <em>“Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, </em><em>şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.”</em> demekle yemin eda edilmiş olur (HMK m.258). Dinlendiği sırada on beş yaşını doldurmamış olanlar ve yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz dinlenir (HMK m.257).</p>
<p style="text-align: left;">Kanuni bir sebep olmadan yeminden çekinen tanığın Beş yüz Türk Lirasından Beş bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına ve bu yüzden doğan giderleri ödemesine hükmedilerek, yeniden dinlenilmek üzere yargılama başka güne bırakılır. Tanık yemin etmemekte direnirse o mahkemece iki haftayı geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm edilir.(HMK m.253)</p>
<p style="text-align: left;">Hâkim tanığa yemin verdirdikten sonra tanıklık yapacağı olayla ilgili bilgi verir ve bildiklerini anlatmasını ister. Tanık, sözü kesilmeksizin bildiklerini sözlü olarak açıklar. Dinlenme esnasında kural olarak tanığın yazılı notlar kullanması yasaktır. Ancak tanık bazı hususları açıklamak, bazı rakamlar ve tarihleri hatırlamak üzere yazılı notlarına bakmak zorunda olduğunu beyan ederse hâkim bu konuda tanığa izin verebileceği gibi belirleyeceği duruşmada tanığın tekrar dinlenmesine karar verebilir (HMK m.261).</p>
<p style="text-align: left;">Tanıklar birbirinden ayrı şekilde dinlenir ve bir tanığın beyanı alınırken henüz dinlenmemiş olan tanıklar duruşma salonunun dışında bekletilir. Tanık beyanları arasında çelişki hâsıl olduğunda mahkemece tanıkların yüzleştirilmesine karar verilebilir.</p>
<p style="text-align: left;">Tanık, olayla ilgili bildiklerini aktardıktan sonra hâkim tarafından tanığa beyan ettiği hususların açıklanması veya eksikliklerin tamamlanması amacıyla soru yöneltilebilir. Ticaret mahkemesi gibi toplu mahkemelerde mahkeme başkanı, üyelere tanığa doğrudan soru sorma iznini verir ( HMK m.261).Tanığın beyanları duruşma zaptına yazılarak kendisine okunur ve zaptın altına tanığın imzası alınır.</p>
<p style="text-align: left;">Tanık beyanda bulunurken tarafların tanığın sözünü kesmeleri, tanığa söz ya da fiilleriyle övgüde bulunmaları ya da tanığa hakaret etmeleri yasaktır. Bu yasağa taraf vekilleri uymaz ise haklarında HMK’nın 79/1. maddesi, davanın tarafları uymaz ise HMK’nın 79/2. maddesi uyarınca işlem yapılır. Aynı zamanda HMK’nın 151. maddesi uyarınca işlem yapılması da mümkündür (HMK m.262).</p>
<p style="text-align: left;">Kendisini Türkçe ifade edemeyen tanığın beyanları tercüman aracılığıyla alınır. Sağır ve dilsiz, aynı zamanda okuma yazması olmayan tanıkların beyanları işaret dilinden anlayan bilirkişiler aracılığıyla alınır. Şayet sağır ve dilsiz tanık okuma ve yazma biliyor ise sorular kendisine yazılı olarak bildirilir ve soruların cevapları yazdırılmak suretiyle tanığın beyanı alınmış olur. (HMK m.263)</p>
<p style="text-align: left;">Hâkim, tanığın beyanlarında doğruyu söylemediğini ya da menfaat karşılığında tanıklık ettiğini tespit ederse durumu bir tutanağa bağlar ve bu tutanağı soruşturma yapılmak üzere derhal Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Gerekli görülen hallerde hâkim tanığın tutuklanmasına da karar verebilir (HMK m.264).</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/hukuk-davalarinda-taniklarin-dinlenmesi-nasil-olur/">Hukuk Davalarında Tanıkların Dinlenmesi Nasıl Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
