SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ

Edremit 4. Asliye hukuk mahkemesinin 31/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2025/92E. Ve 2025/187 sayılı kararında özetle; “TBK’nın 520’nci maddesinin üçüncü fıkrasında: “Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ” şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur olduğu” belirtilmiş ve simsara (emlakçıya) ödenen 20.000TL tutarın tüketiciye geri ödenmesine karar vermiştir. Karar metninin tamamı aşağıda gösterilmiştir.

T.C.

EDREMİT

4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)

GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO                   : 2025/92 Esas

KARAR NO               : 2025/187

HAKİM                      :

KATİP                         :

DAVACI                     :

VEKİLİ                      : Av. MEHMET MARAŞ

DAVALI                     :

DAVA                         : Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı

DAVA TARİHİ           : 03/07/2025

KARAR TARİHİ       : 31/10/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH   : 02/12/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

  1. DAVA :

Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 22/11/2024 tarihinde Balıkesir ili Edremit ilçesinde emlakçı olarak faaliyet yürüten ………………… isimli kişinin kullanmış olduğu …………………. numaralı hattan, müvekkilin kullanmış olduğu ……………………… no’lu telefona mesaj atarak “Elinde 3+1 sıfır doğalgazlı kiralık ev olduğunu, bu konuyla ilgili görüşmek için müvekkilden kendisini aramasını” talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin, emlakçı …………………..’i aradığını ve kiralanacak olan ev hakkında detaylı bilgi aldığını, emlakçının müvekkili ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinde ise kiralanacak olan evin sıfır olduğunu, hiçbir eksiğinin olmadığını, evin doğalgazlı olduğunu söylediğini, daha sonra emlakçı ile müvekkili ile kiralanacak olan eve bakmaya gittiklerinde  evin doğalgazının, kombisinin, ankastre setinin ve vestiyerinin takılı olmadığını gördüğünü, müvekkilinin bu durumu emlakçıya söylediğini ve evi bu şekilde tutamayacağını ifade ettiğini ancak emlakçı ………………………….in ise evin çok ufak tefek işlerinin kaldığını,  doğalgaz, ankastre, kombi, vestiyer gibi tüm işlerin (3) güne kadar tamamlanacağını müvekkiline söylediğini, 25/11/2024 tarihinde kira sözleşmesini emlakçı yazarak düzenlediğini ve müvekkili ile ev sahibi ile kira sözleşmesini sadece imzaladığını, imzalanan  kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça “Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek” şeklinde açıkça şerh düşüldüğünü, müvekkilinin, ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı ………………………………….  whatsapp üzerinden müvekkile “İBAN …………………………………………, Yapı Kredi Bankası” yazılı mesaj atarak müvekkilden 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediğini, müvekkilinin kullanmış olduğu En para Mobil hesabından yazılı iban numarasından 25/11/2024 tarihinde 20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderdiğini, müvekkilinin, emlakçının kesin bir şekilde kiralanacak evin tüm eksikliklerinin tamamlanacağını söylemesi üzerine Şanlıurfa ilinde bulunan evini nakliye aracılığıyla kiralamış olduğu eve getirdiğini, ancak emlakçının ev sahibinin belirtmiş olduğu tarihte evin hiçbir eksiğinin tamamlanmadığını, müvekkilinin emlakçıya, emlakçının ortağına, ev sahibine, müteahhite evin eksiklerinin tamamlanması için defalarca  hem Whatsapp aracılığıyla hem de sözlü olarak beyan etmesine rağmen hiçbir sonuç alamadığını, hatta emlakçı tarafından müvekkilinin telefonlarına ve mesajlarına cevap verilmediğini ve müvekkilinin telefonla araması engellenildiğini, kış mevsiminde kiralamış olduğu evin doğalgaz, ankstre, kombi gibi önemli eksiklerinin giderilmemesi nedeniyle kira sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiğini, bu nedenle uğramış olduğu nakliye ücreti gibi maddi zararlarının karşılanması için Edremit Arabuluculuk Bürosuna başvurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde ev sahibi müvekkili kiracının emlak komisyonu haricindeki zararlarını karşılamış ve dosya …………….. Arabuluculuk Dosya Numarasına istinaden kısmi anlaşma olarak kapatıldığını, müvekkilinin haksız olarak kendisinden alınmış olan emlak komisyon bedelinin iade edilmesi için Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurmuş olduğunu, Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti tarafından 14/02/2025 tarihinde …………………………… karar numarasına istinaden müvekkilinin yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini, bu red kararını müvekkiline edevlet üzerinden öğrendiğini, dava tarihi itibariyle bu karar müvekkiline usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmediğini, sonuç olarak emlakçı, sırf evi tutup emlak komisyon bedelini alabilmek amacıyla dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkili yanılttığını, müvekkil ile simsarlık sözleşmesi imzalamadığını ve bu nedenle bir fatura düzenlemediğini, eksik ve ayıplı hizmet sunarak müvekkilinin mağdur olmasına neden olduğunu beyan ederek Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin 14/02/2025 tarih ve ………………………….. karar numaralı red kararının iptal edilmesine, davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin, ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

  1. CEVAP :

Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma günü ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı duruşma esnasındaki beyanında; Davacı tarafa evi kendisinin gösterdiğini, davacının eksiklikleri gördüğünü, kira sözleşmesini de düzenlediğini, ev sahibi ve kiracı olan davacının yanında olduğunu, eksiklikleri üç beş gün içerisinde yapılacağının belirtildiğini, davacı tarafla aralarında herhangi bir komisyon ücret sözleşmesi olmadığını, kendisinin hizmeti sunduğunu ve ücretini aldığını beyan etmiştir.

III. YARGILAMA, DELİLLER, HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine müzekkere yazılarak 14/02/2025tarih, ……………………………. sayılı karar sayılı dosyasının ve kararın taraflara tebliğine ilişkin tebliğ şerhleri celp edilerek UYAP sisteminden dosyamız arasına alınmıştır.

Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin 14/02/2025tarih, …………………………. sayılı karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Şikayet konusu 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile ilgili yönetmelikler çerçevesinde incelendiği, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun “Ayıplı hizmet” başlıklı 13.maddesinin 1. fıkrasında ayıplı hizmetin tanımı : “(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.” hükmü yer almış olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 1. maddesinde  sözleşmenin tanımı ise “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.” hükmüyle yer aldığını, bu bağlamda uyuşmazlık kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler kanun hükümleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikayet edilen tarafın sunmuş olduğu hizmette bir ayıp olmadığı, tüketiciye gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmenin imzalandığı ancak kiracı ev sahibi sözleşmesinin emlakçı dışında bir sebeple feshedildiği anlaşılmış olduğu sunulan hizmette bir ayıp bulunmaması nedeni ile başvuru sahibi talebinin reddine  karar verilmesinin heyetçe uygun görüldüğü gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin reddine, ilişkin karar verildiği, kararın başvuru sahibi/ davacıya usulüne uygun tebliği işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.

Davacı vekili tarafından kira sözleşmesi, taraflar arasındaki whatsap mesajları, davacının, davalı emlakçı tarafa yaptığı komisyon ücreti ödemesine ilişkin banka dekontu dosyaya sunulmuştur.

Dava dilekçesine ekli olarak sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile  dava dışı ev sahibi ………………………… arasında “………………………………. Edremit Balıkesir” adresinde bulunan meskenin aylık 18.000-TL’ye, yıllık 216.000,00-TL’ye 12 ay süreli bir yıllık kiralanmasına ilişkin sözleşmenin düzenlendiği, davacı ile dava dışı ev sahibinin kira sözleşmesini imzaladığı, imzalanan kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça “Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek” şeklinde açıkça şerh düşüldüğü anlaşılmıştır. Kira sözleşmesinde davalının simsar/emlakçı olarak imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Dava dilekçesi ekinde sunulan davacı ve davalı arasındaki whatsap mesajlarının incelenmesinde; dava dışı ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı olan davalı ………………………..  whatsapp  mesajları ile davacıya “İBAN TR………………………………, Yapı Kredi Bankası” yazılı mesaj gönderdiği, davacıdan 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dekontun incelenmesinde; davacının kullanmış olduğu En para Mobil hesabından davalının İBAN numarasına 25/11/2024 tarihinde 20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderildiği ve dekontta açıklama olarak “…………………….. edremit emlakçı parası şeklinde komisyon ücreti ödendiği anlaşılmıştır.

Dava; Altıeylül Tüketici Hakem Heyeti’nin 14/02/2025 tarih ……………………… sayılı kararının iptali ve davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmadan ve eksik ayıplı hizmet sunulduğu, haksız şekilde tahsil edildiği iddia edilen 20.000,00-TL emlak komisyon ücretinin ödeme tarihi olan 25/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili, emlak komisyon simsarlık sözleşmesine dayalı ödenen bedelin geri iadesi istemine ilişkindir.

            Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.

Tellallık (simsarlık) sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

            TBK’nın 520’nci maddesinin birinci fıkrasında: “Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, “Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir” şeklinde anlaşılmalıdır.

TBK’nın 520’nci maddesinin üçüncü fıkrasında: “Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ” şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur.

Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 27/03/2025 tarih, 2025/689 Esas, 2025/988Karar sayılı kararında; “…Dava, alım-satım ve aracılık sözleşmesi nedeni ile alacak istemine ilişkindir. 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; “bu Kanunun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” hükmünü, 3.maddesinde ise; ”Tüketici, Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise ya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, SİMSARLIK, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı 6502 sayılı yasanın 73.maddesinde; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda, davacı tarafça; alım satım ve komisyon sözleşmesi gereğince, davalının satacağı taşınmazın 3. şahsa satılmaması nedeni ile oluşan komisyon bedelinin tahsili talep edilmektedir. Taraflar arasındaki 06/09/2023 tarihli alım satım ve komisyonculuk sözleşmesi ile davalıya ait taşınmazın dava dışı şahsa satışı konusunda anlaştıklarını, sözleşme ile tarafların her birinden hizmet bedeli ücreti alınacağının kararlaştırıldığı, uyuşmazlığın emlak satışına aracılık yapan davacının kararlaştırılan ücrete  hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplandığı, buna göre taraflar arasında 6098 sayılı TBK’nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık (tellallık) sözleşmesinin bulunduğu ve davacının emlakçılık yaptığı, davalının mesleki ve kar elde etme amacı ile hareket etmemekle birlikte tüketici konumunda olduğu  dosya kapsamı ile sabittir. Dosyada bulunan bilgi ve belge ve sözleşmeden, davacının sağlayıcı, davalının ise tüketici sıfatına haiz ve işlemin tüketici işlemi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK’nun 73.maddesi uyarınca tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu durumda davanın Bursa 5.Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla, bu mahkemece verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı kabul edilmiş ve yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.

Konuya ilişkin emsal Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/2486 Esas ve 2019/12933 Karar sayılı ilamında; “Dava, taraflar arasında imzalanan tellallık sözleşmesi gereği talep edilen komisyon bedeli ve cezai şartın tahsili istemiyle açılan takip nedeniyle borçlu olunmadığın tespiti ve ödenen kapora bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tellallık sözleşmesini düzenleyen TBK 520. maddesinde, taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellalık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur. O nedenle taraflar ileri sürmeseler dahi mahkemece doğrudan gözetilir. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle Tellalık sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür.(T.B.K md 14.) Sadece bir tarafça imzalanmış bulunan bir belge hukuken tek taraflı bir irade açıklanması niteliğini taşır ve hakkın esasına yönelik bulunan biçim eksikliği nedeniyle tarafları bağlayıcılığı kabul edilemez. Bu nitelikte bir belgeye dayanan tarafın iyi niyetli olması dahi az yukarıda açıklanan yazılı biçime ilişkin hukuki esasları etkilemez. O nedenle tellallık akdinde her iki tarafın imzalarının bulunması şarttır. Davacının dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği  30.04.2011 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmede tellal olan davalının imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanununun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığından, sözleşme bu yönüyle de geçerli değildir. Geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri vardır. Hal böyle olunca, mahkemece, geçersiz sözleşme gereğince verilen kaporanın davacıya iadesine ve davacı tarafından davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir, şeklinde belirtilmiştir.

Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 24/10/2024 tarih, 2022/2735 Esas, 2024/1653Karar sayılı kararında; “…Dava, simsarlık sözleşmesi kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir… Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır. Tellallık (simsarlık) sözleşmesi TBK’nın 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK’nın 520’nci maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesi “…simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, “Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir” şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki TBK’nın 520’nci maddesinin üçüncü fıkrası taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, “Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz”. Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/6923 E., 2022/8967 K. sayılı ilamı). Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 Sayılı Kanun) 12 nci maddesi gereği; Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. 6098 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrası; ”Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.” 6098 sayılı Kanun’un 520 nci maddesi; ”Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.’‘ hükümleri düzenlenmiştir.

Somut olaya döndüğümüzde, dava dilekçesi ekinde bulunan 23/06/2021 tarihli sözleşme içeriğinde davacının adı ile TC kimlik numarası ve aracılık yaptığı geçmiş olsa bile anılan sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK’nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK’nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. (Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 05.03.2014 tarih, 2013/30032 E, 2014/6050 K sayılı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/24788 E, 2013/3356 K. sayılı kararı benzer mahiyettedir.)  Dolayısıyla, davalı ile dava dışı ………………………… arasında düzenlenen belgenin geçerli olmadığından hükümlerinin tarafları bağlamayacağı, değerlendirilerek davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde belirtilmiştir

Taraf teşkili sağlandıktan sonra ön inceleme duruşması yapılmış, toplanacak başkaca bir delil bulunmadığından aynı gün tahkikat ve sözlü yargılamaya geçilerek yargılamaya son verilmiştir.

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dava dışı kiraya veren ile davacı arasında yapılan kira sözleşmesi, davacı tarafından davalıya ödenen simsarlık emlak komisyon ücreti, yukarıda belirtilen emsal Yüksek Mahkeme kararları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın geçersiz emlak komisyonculuğu sözleşmesine dayalı ödenen komisyon ücretinin(simsarlık) geri iade edilmesi isteminin tüketici hakem heyeti tarafından  reddedilmesi nedeniyle  tüketici hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkin olduğu, Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu, dava konusu uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığından tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılama yapıldığı, davalının kabulünde olan davalının, davacının dava dışı ………………………ya ait taşınmazın kiralanmasına aracılık ettiği, kira sözleşmenin düzenlenmesine aracılık ettiğini beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde bulunan kira sözleşme içeriğinde ise davalı emlakçının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Simsarlık sözleşmesinin TBK’nın 520/1. maddesine göre, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olarak tanımlandığı, 3. fıkrasına göre taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı hususunun düzenlendiği, davalının emlakçılık işi ile uğraştığı,  davalının dava dışı ………………………….’ya ait taşınmazın davacıya kiralanmasına ilişkin işlemlerde aracılık ettiği, dava dışı ……………. ile davacı arasında taşınmaz kira sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede tellal olan davalı emlakçının imzasının bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığı, davacı ve davalı arasında ayrıca yazılı bir simsar sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK’nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK’nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, geçerli şekilde yazılı bir sözleşme olmayan davalı emlakçı kira sözleşmesine dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri olup, hal böyle olunca, geçersiz sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen komisyon ücretinin davacıya iadesi gerektiği anlaşılmakla Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin 14.02.2025 tarih ve ……………….. karar sayılı kararının  usul ve Yasa’ ya, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş, davacı talebinde 20.000-TL emlak komisyon bedelinin ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de davalının temerrüde  düşürülmediği, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edemeyeceği, davacının tüketici hakem heyetine başvuru tarihinden itibaren davalıdan faiz talebinde bulunabileceği anlaşıldığından emlak komisyon bedelinin tüketici hakem heyetine başvuru tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacı vekilinin kısa karar sonrası dosyaya sunduğu 31/10/2025 dilekçesinde özetle;  Mahkemece 31.10.2025 tarihinde verilen kısa kararda, 20.000-TL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, hüküm fıkrasında, kararın “Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresi yer almakta olduğunu, ancak dava konusu parasal değer 20.000-TL olup, 6100 sayılı HMK’nın 341/2. maddesi uyarınca  2025 yılı miktar veya değeri göz önüne alındığında somut olayda verilen karar istinafa tabi olmayıp kesin nitelikte olduğunu, dolayısıyla hüküm fıkrasında yer alan “istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresi, maddi bir hata mahiyetinde olduğu, bu hata, kararın esasıyla ilgili olmayıp yazı hatası niteliğinde olduğunu, HMK’nın Hükmün Tashihi Başlıklı 304/1. Maddesinde; “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.” düzenlenmesine yer verildiğini, her ne kadar gerekçeli karar henüz yazılmamış olsa da, kısa kararda yer alan kanun yolu bildirimi hatasının açık olduğu kanaatiyle, bu sehven gerekçeli karara da yansımaması amacıyla işbu tashih talebinin şimdiden sunulması zorunluluğu doğmuş olduğunu, bu nedenle, açıklanacak olan gerekçeli kararda bu hususlar dikkate alınarak hükmün düzeltilmesini, 31.10.2025 tarihli kısa kararda yer alan “Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresinin, kararın miktarı itibariyle istinafa tabi olmaması nedeniyle sehven yazıldığına, bu ibarenin HMK m.304 uyarınca tashihen düzeltilerek, kararın kesin nitelikte olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmesine, karar verilmesini talep edilmiştir.

Mahkememiz dosyası incelendiğinde dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan mahkememizce verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun’un 70/5.maddesi uyarınca kesin olan karar nedeniyle tarafların kararı istinaf etmesi yasal olarak mümkün olmadığından bu husus sehven gözden kaçırılarak, mahkememizin kısa kararın hüküm kısmının sonunda “kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere” şeklinde yazıldığı sehven kısa kararda maddi hata yapıldığı anlaşılmış,  kısa karardaki bu kısmın “6502 sayılı Kanun’un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere” şeklinde TASHİHİNE ilişkin açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2024/375 Esas,  2024/715Karar sayılı kararında “…Davacı vekilinin Altıeylül ilçe Tüketici Hakem Heyetinin 27/07/2023 tarih, ………………………………. Karar sayılı kararına karşı itiraz ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır. Dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan dosyada davalının mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. Maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun’un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olan karar nedeniyle davalının  istinaf nedenleri yerinde değildir. Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın KABULÜNE,

Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin 14.02.2025 tarih ve …………………… karar sayılı kararının İPTALİNE,

2-Davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3-İşbu iptal kararının bir örneğinin  kararı veren 6502 sayılı Kanunun 73/8 maddesi gereğince Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti’ne gönderilmesine,

4-Alınması gerekli 1.366,20-TL peşin nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılan tebligat, posta masrafı olan 451,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ‘ye göre taktir ve tespit olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine,

Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/10/2025

TASHİH ŞERHİ

Mahkememiz işbu kararının hüküm kısmının sonunda “Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı” denilmiş ise de davacı vekilinin talebi ve gerekçeli kararın yazımı sırasında yapılan incelemede maddi hata yapıldığı anlaşıldığından söz konusu  “kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere” bu kısmın 6100 Sayılı HMK madde 304 kapsamında tashih ile düzeltilebileceği anlaşılmakla gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmamış olması da göz önünde bulundurularak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sonuç olarak;

Mahkememizin 2025/92 Esas, 2025/187 Karar sayılı ve 31/10/2025 tarihli kararının hüküm kısmının sonunun, Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı “6502 sayılı Kanun’un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere ” olarak düzeltilerek 6100 sayılı HMK m 304 gereğince hükmün bu şekilde TASHİHİNE  tarafların yokluğunda karar verildi. 31/10/2025

 

 

Tüketici mahkemesine yapılacak olan başvurular hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren tüketici davaları Avukatı Mehmet MARAŞ’a av.mehmetmaras@gmail.com adresinden veya iletişim sayfamız üzerinden ulaşabilirsiniz.