<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yargı Kararları arşivleri - Avukat Mehmet Maraş</title>
	<atom:link href="https://mehmetmaras.av.tr/category/yargi-kararlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mehmetmaras.av.tr/category/yargi-kararlari/</link>
	<description>Maraşlıoğlu Hukuk B&#252;rosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 08:36:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.4</generator>

<image>
	<url>https://mehmetmaras.av.tr/wp-content/uploads/2024/11/favicion-150x150.png</url>
	<title>Yargı Kararları arşivleri - Avukat Mehmet Maraş</title>
	<link>https://mehmetmaras.av.tr/category/yargi-kararlari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 08:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1562</guid>

					<description><![CDATA[<p>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ? Evet. Trafik kazası sonrasında düzenlenen trafik kaza tespit tutanaklarına karşı hukuki itiraz mümkündür. Özellikle kusur oranının hatalı belirlendiği durumlarda, tutanağın gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek yargı yoluna başvurulabilir. TRAFİK KAZA TUTANAĞINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR? Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 12.01.2026 tarihli ve E.2025/696, K.2026/6 sayılı kesin kararına göre; trafik kaza tespit tutanaklarından </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/">TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</strong></p>
<p>Evet. Trafik kazası sonrasında düzenlenen trafik kaza tespit tutanaklarına karşı hukuki itiraz mümkündür. Özellikle <strong>kusur oranının hatalı belirlendiği durumlarda, tutanağın gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek yargı yoluna</strong> başvurulabilir.</p>
<p><strong>TRAFİK KAZA TUTANAĞINDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?</strong></p>
<p>Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 12.01.2026 tarihli ve E.2025/696, K.2026/6 sayılı kesin kararına göre; <strong>trafik kaza tespit tutanaklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli yargı yolu <u>Adli Yargı</u> olduğunu belirtmiştir. </strong><u>Mahkeme kararında açıkça</u>; Trafik kaza tespit tutanağının bir <strong>“idari işlem” olmadığı,</strong> bu nedenle idare mahkemelerinde iptal davasına konu edilemeyeceği, tutanağın, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda değerlendirilecek bir delil niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.</p>
<p>Bu nedenle <strong>trafik kazasına ilişkin kusur, zarar, sigorta ve tazminat uyuşmazlıkları genel olarak adli yargı mahkemelerinde </strong>incelenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Görevli mahkeme somut olayın niteliğine göre değişebileceğinden, başvuru öncesinde hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.”</strong> Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren trafik kazaları ve tazminat hukuku alanında çalışan Avukatı Mehmet MARAŞ’a av.mehmetmaras@gmail.com adresinden veya <strong>iletişim sayfamız üzerinden</strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>EMSAL UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARI</u></strong></p>
<p><strong>T.C. </strong></p>
<p><strong>UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ</strong></p>
<p>ESAS NO : 2025/696</p>
<p>KARAR NO : 2026/6</p>
<p>KARAR TR : 12/01/2026</p>
<p><strong>ÖZET:</strong> Hukuk mahkemelerindeki uyuşmazlıkların çözümüne esas alınacak trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.</p>
<p><strong>K A R A R</strong></p>
<p>Davacı : M. T.</p>
<p>Davalı : Avanos Kaymakamlığı</p>
<ol>
<li><strong> DAVA KONUSU OLAY</strong></li>
<li>Davacı, 04/06/2025 tarihinde plakalı aracıyla Caddesine geçmek isterken, kavşak geçiş kurallarına uymayan ve hızını azaltmayan plakalı araç ile çarpışması neticesinde, aracında maddi hasar oluştuğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında kendisine asli kusur verildiğini, asli kusurlu tarafın karşı taraf olduğunu belirterek, Avanos Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen 04/06/2025 tarih ve 101634 kaza sıra nolu yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağın iptali istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.</li>
<li><strong> UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ</strong></li>
<li><strong> Adli Yargıda</strong></li>
<li>Avanos Sulh Ceza Hâkimliği 10/09/2025 tarih ve D.İş. No.2025/331 sayılı kararı ile, yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliğinin görevleri arasında bulunmadığı ve idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:&#8221;&#8230;İncelenen dosya içeriğine, talep edenin dilekçe içeriğine göre, talep edenin trafik kazası sonucu düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında kusur durumunun hatalı olarak belirlendiğinden bahisle kaza tespit tutanağının yeniden düzenlenmesi talebinde bulunduğu ancak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağının idari işlem niteliğinde olduğu, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/10/2013 Tarih ve 2013/17635 Esas, 2013/23320 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere maddi hasarlı kaza tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin Sulh Ceza Mahkemesinde görülmesi olanağı bulunmadığı, idari işlem niteliğinde olan trafik kazası tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin idari yargıdan talep edilebileceği, idari işlem niteliğindeki trafik kazası tespit tutanağının iptaline ilişkin istemin idare mahkemesinin görevinde bulunduğu anlaşılmakla istem konusunda karar verilmek üzere görevsizlik kararı verilerek dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</li>
</ol>
<p><strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>
<p>1-Kaza Tespit Tutanağının iptaline ilişkin açılacak davalarda 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 28/b maddesi gereği Sulh Ceza Hakimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı anlaşıldığından MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE&#8230;&#8221;</p>
<ol start="3">
<li>Davacı aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.</li>
</ol>
<p>Esas No : 2025/696</p>
<p>Karar No: 2026/6</p>
<ol>
<li><strong> İdari Yargıda</strong></li>
<li>Kayseri 2. İdare Mahkemesi 05/11/2025 tarih ve E.2025/1670, K.2025/2186 sayılı kararı ile, yetki yönünden davanın reddine, dosyanın Nevşehir İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesi 21/11/2025 tarih ve E.2025/884 sayılı kararı ile, trafik kazası tespit tutanağının kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve bu belgenin adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilebilecek bir belge olduğu, tespit tutanağının iptali istemine yönelik açılan iş bu davanın idari yargı yerinde görülmesinin mümkün olmadığı ve davanın adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun&#8217;un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: &#8220;&#8230;Dava, trafik kazası tespit tutanağına itirazen açılmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır. Mevzuat kısmında ayrıntılı olarak belirtilen düzenlemelere göre, trafik kazası tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idari işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, 04/06/2025 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının iptali isteminden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda çıkarılan yargı yolu (görev) uyuşmazlıkları üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yönünde verilmiş olan kesin nitelikte çok sayıda kararın bulunduğu, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun&#8217;un 1, 16, 21 ve 25. maddeleri gereği adli ve idari yargı mercileri arasında görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan Uyuşmazlık Mahkemesi&#8217;nin süreklilik (yargısal içtihat) arz eden bu kararlarının bakılan davada da dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi&#8217;nin 22/09/2025 tarih ve E:2025/492, K:2025/547 sayılı kararı da bu yöndedir&#8230;&#8221;</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyası ekinde, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.</li>
</ol>
<p><strong>III. İLGİLİ HUKUK</strong></p>
<ol start="7">
<li>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun “Trafik kazalarına el koyma ve bilirkişilik” başlığını taşıyan 83. maddesi şöyledir: “Trafik kazalarına;</li>
<li>a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,</li>
<li>b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur. Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. Karayollarında meydana gelen ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında tarafların anlaşması halinde ve fiil başka birsuç oluşturmuyorsa adli kovuşturma yapılmaz ve Türk Ceza Kanununun 565 inci maddesi hükmü uygulanmaz.</li>
</ol>
<p>Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde; trafik zabıtası veya genel zabıta; iz ve delilleri kaybolmayacak şekilde işaretledikten ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir.</p>
<p>Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü ve hayati tehlike yaratan yaralanmalı kazalar neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçiş verilemiyorsa Cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretlemeler yapılıp araç ve ölüler kenara alınarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır.</p>
<p>Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse, trafik kazalarında bilirkişilik yapar.</p>
<p>Trafik kazaları, kaza tahkik memurluğu, bilirkişilik ve bunlarda aranacak şartlar ile diğer esaslar yönetmelikte gösterilir.”</p>
<ol start="8">
<li><strong><u>2918 sayılı Kanun&#8217;un “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110. Maddesi şöyledir:</u></strong> “(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, <strong>adli yargıda görülür</strong>. <strong>Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. </strong>Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.</li>
</ol>
<p>Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”</p>
<ol start="9">
<li>2918 sayılı Kanun&#8217;un “Suç ve ceza tutanakları” başlıklı 114. maddesi şöyledir: “(Değişik: 18/1/1985-KHK 245/13 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/13 md.) (Değişik birinci fıkra: 3/5/2006-5495/3 md.) Bu Kanunda yazılı trafik suçlarını işleyenler hakkında yetki sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personeli ile Ulaştırma Bakanlığının ve Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerinin il ve ilçe kuruluşlarında görevli ve yetkili kılınmış personelince tutanak düzenlenir.</li>
</ol>
<p>Birkaç trafik suçunun bir arada işlenmesi halinde her suç için ayrı ceza uygulanır. (Değişik fıkra: 3/11/1988-3493/48 md.) Yargı yetkisine giren suçlarla ilgili tutanağın bir sureti ilgili mahkemeye 7 iş günü içinde gönderilir. (Mülga dördüncü fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga beşinci fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga altıncı fıkra: 12/7/2013-6495/24 md.) (Mülga yedi ve sekizinci fıkralar: 3/11/1988 – 3493/48 md.) Bu maddenin uygulanmasına ait usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. (Ek fıkra: 3/7/2003-4916/32 md.) Trafik para cezaları kredi kartı ile de ödenebilir.</p>
<p>Kredi kartı ile yapılan tahsilatın saymanlık hesaplarına aktarılma süresi ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir”</p>
<ol start="10">
<li>2918 sayılı Kanun&#8217;a dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Trafik Kazalarına El Konulması” başlıklı 154. maddesi şöyledir: “Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esas ve usuller uygulanır. a) Trafik kazalarına; 1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca, 2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “Kaza Tespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma), El konulur.</li>
</ol>
<p>Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile el koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak mahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. b) Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde; Trafik zabıtası ve genel zabıta; iz ve delilleri bozmayacak şekilde belirleyip işaretledikten ve gerekli tespitleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir.</p>
<p>Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü veya ölümle sonuçlanabilecek şekilde yaralanmalı bir kazaya neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçit verilemiyor ise; cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretleme ve tespitler yapılarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır.”</p>
<ol start="11">
<li>Yönetmeliğin <strong>“Trafik Kazalarına ilişkin işlemler” başlıklı 156. maddesi şöyledir:</strong> “ (Değişik:RG-21/3/2012-28240) Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır. a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi 1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz ve deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar, gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve olay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olay yerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir. Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek, dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda düzenlenir. Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanakta yer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgili taraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir. 2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası ve genel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.</li>
</ol>
<p>Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafif yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de düzenlenebilir. Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığı trafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.</p>
<p>3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.</p>
<p>4) Karayolu üzerinde ölüm veya yaralanma ile sonuçlanıp, olay yerindeki iz ve delillerin tespit ve değerlendirilmesi sonucunda trafik kazası olduğu anlaşılan durumlarda; kazaya karışan taraf veya unsurlardan birinin, birkaçının ya da tamamının olay yerinden ayrılmış olması halinde de trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir.</p>
<p>5) Önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazalar için trafik zabıtası ve genel kollukça hasar tespitine dair kazaya karışanlara verilmek üzere tutanak veya rapor düzenlenmez. Bu durumlarda hasar tespitleri ilgililerin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmaları suretiyle yapılır. Ancak; Can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen veya yolun trafiğe kapandığı maddi hasarlı trafik kazalarında, kazaya karışanların kazanın oluşuna göre iz ve delilleri işaretleyerek, mümkün olduğu takdirde olay yerinin fotoğraflarını çekerek araçlarını en yakın ve uygun yerlere çekmeleri, Karayolu üzerinde birden fazla sayıda aracın karıştığı sadece maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların bu Yönetmelik çerçevesinde Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlemediği trafik kazalarında; taraflara ait araçlardan en az birinin olay yerinde bulunması ve olay yerindeki iz ve delillerden kazanın oluşumu ile o yerde meydana geldiğine kanaat getirilmesi, hallerinde görevlilerce trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir. b) Kaza istatistikleri Kazaların nedenlerini tespit etmek ve alınacak tedbirlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere, trafik kazası tespit tutanaklarındaki bilgilerden yararlanılarak, kazaya el koyan birimlerce örneğine uygun istatistik formu düzenlenir. Düzenlenen istatistik formları, her ilde şehiriçi trafik denetleme şube müdürlüklerinde toplanarak, il genelinde değerlendirmesi yapıldıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.”</p>
<ol>
<li><strong> İNCELEME VE GEREKÇE</strong></li>
<li>İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ&#8217;in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun&#8217;un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun&#8217;un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.</li>
<li><strong> Esasın İncelenmesi</strong></li>
<li>Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI&#8217;nın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</li>
<li><strong>Dava, ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılmıştır.</strong></li>
<li>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.</li>
<li>Bu düzenlemelere göre, trafik kazası tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, <strong>idari işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmamaktadır.</strong></li>
<li>Bu durumda, davacı tarafından, trafik kazası tespit tutanağına itirazen açılan ve <strong>idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu</strong> sonucuna varılmıştır.</li>
<li>Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Nevşehir İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Avanos Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/09/2025 tarih ve D.İş. No: 2025/331 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.</li>
<li><strong> HÜKÜM</strong></li>
</ol>
<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>
<ol>
<li>Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,</li>
<li>Nevşehir İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Avanos Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/09/2025 tarih ve D.İş. No: 2025/331 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 12/01/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/trafik-kaza-tespit-tutanagina-itiraz-edilebilir-mi/">TRAFİK KAZA TESPİT TUTANAĞINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 10:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit 4. Asliye hukuk mahkemesinin 31/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2025/92E. Ve 2025/187 sayılı kararında özetle; “TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ&#8221; şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/">SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit 4. Asliye hukuk mahkemesinin 31/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2025/92E. Ve 2025/187 sayılı kararında özetle; “<em>TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, <strong>YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</strong>&#8221; şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur olduğu</em>” belirtilmiş ve <strong>simsara (emlakçıya) ödenen 20.000TL tutarın tüketiciye geri ödenmesine</strong> karar vermiştir. Karar metninin tamamı aşağıda gösterilmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>T.C.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>EDREMİT</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>GEREKÇELİ KARAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ESAS NO                   : 2025/92 Esas</p>
<p>KARAR NO               : 2025/187</p>
<p>HAKİM                      :</p>
<p>KATİP                         :</p>
<p>DAVACI                     :</p>
<p>VEKİLİ                      : Av. MEHMET MARAŞ</p>
<p>DAVALI                     :</p>
<p>DAVA                         : Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı</p>
<p>DAVA TARİHİ           : 03/07/2025</p>
<p>KARAR TARİHİ       : 31/10/2025</p>
<p>GEREKÇELİ KARARIN</p>
<p>YAZILDIĞI TARİH   : 02/12/2025</p>
<p>Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına İtirazı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,</p>
<p><strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>
<ol>
<li>DAVA :</li>
</ol>
<p>Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 22/11/2024 tarihinde Balıkesir ili Edremit ilçesinde emlakçı olarak faaliyet yürüten ………………… isimli kişinin kullanmış olduğu …………………. numaralı hattan, müvekkilin kullanmış olduğu ……………………… no&#8217;lu telefona mesaj atarak &#8220;Elinde 3+1 sıfır doğalgazlı kiralık ev olduğunu, bu konuyla ilgili görüşmek için müvekkilden kendisini aramasını&#8221; talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin, emlakçı …………………..&#8217;i aradığını ve kiralanacak olan ev hakkında detaylı bilgi aldığını, emlakçının müvekkili ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinde ise kiralanacak olan evin sıfır olduğunu, hiçbir eksiğinin olmadığını, evin doğalgazlı olduğunu söylediğini, daha sonra emlakçı ile müvekkili ile kiralanacak olan eve bakmaya gittiklerinde  evin doğalgazının, kombisinin, ankastre setinin ve vestiyerinin takılı olmadığını gördüğünü, müvekkilinin bu durumu emlakçıya söylediğini ve evi bu şekilde tutamayacağını ifade ettiğini ancak emlakçı ………………………….in ise evin çok ufak tefek işlerinin kaldığını,  doğalgaz, ankastre, kombi, vestiyer gibi tüm işlerin (3) güne kadar tamamlanacağını müvekkiline söylediğini, 25/11/2024 tarihinde kira sözleşmesini emlakçı yazarak düzenlediğini ve müvekkili ile ev sahibi ile kira sözleşmesini sadece imzaladığını, imzalanan  kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça “<em>Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek”</em> şeklinde açıkça şerh düşüldüğünü, müvekkilinin, ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı ………………………………….  whatsapp üzerinden müvekkile <em>“İBAN …………………………………………, Yapı Kredi Bankası”</em> yazılı mesaj atarak müvekkilden 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediğini, müvekkilinin kullanmış olduğu En para Mobil hesabından yazılı iban numarasından 25/11/2024 tarihinde <strong>20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderdiğini,</strong> müvekkilinin, emlakçının kesin bir şekilde kiralanacak evin tüm eksikliklerinin tamamlanacağını söylemesi üzerine Şanlıurfa ilinde bulunan evini nakliye aracılığıyla kiralamış olduğu eve getirdiğini, ancak emlakçının ev sahibinin belirtmiş olduğu tarihte evin hiçbir eksiğinin tamamlanmadığını, müvekkilinin emlakçıya, emlakçının ortağına, ev sahibine, müteahhite evin eksiklerinin tamamlanması için defalarca  hem Whatsapp aracılığıyla hem de sözlü olarak beyan etmesine rağmen hiçbir sonuç alamadığını, hatta emlakçı tarafından müvekkilinin telefonlarına ve mesajlarına cevap verilmediğini ve müvekkilinin telefonla araması engellenildiğini, kış mevsiminde kiralamış olduğu evin doğalgaz, ankstre, kombi gibi önemli eksiklerinin giderilmemesi nedeniyle kira sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiğini, bu nedenle uğramış olduğu nakliye ücreti gibi maddi zararlarının karşılanması için Edremit Arabuluculuk Bürosuna başvurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde ev sahibi müvekkili kiracının emlak komisyonu haricindeki zararlarını karşılamış ve dosya …………….. Arabuluculuk Dosya Numarasına istinaden kısmi anlaşma olarak kapatıldığını, müvekkilinin haksız olarak kendisinden alınmış olan emlak komisyon bedelinin iade edilmesi için Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurmuş olduğunu, Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti tarafından 14/02/2025 tarihinde …………………………… karar numarasına istinaden müvekkilinin yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini, bu red kararını müvekkiline edevlet üzerinden öğrendiğini, dava tarihi itibariyle bu karar müvekkiline usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmediğini, sonuç olarak emlakçı, sırf evi tutup emlak komisyon bedelini alabilmek amacıyla dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkili yanılttığını, müvekkil ile simsarlık sözleşmesi imzalamadığını ve bu nedenle bir fatura düzenlemediğini, eksik ve ayıplı hizmet sunarak müvekkilinin mağdur olmasına neden olduğunu beyan ederek Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025 tarih ve ………………………….. karar numaralı red kararının iptal edilmesine, davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin, ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<ol>
<li>CEVAP :</li>
</ol>
<p>Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma günü ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı duruşma esnasındaki beyanında; Davacı tarafa evi kendisinin gösterdiğini, davacının eksiklikleri gördüğünü, kira sözleşmesini de düzenlediğini, ev sahibi ve kiracı olan davacının yanında olduğunu, eksiklikleri üç beş gün içerisinde yapılacağının belirtildiğini, davacı tarafla aralarında herhangi bir komisyon ücret sözleşmesi olmadığını, kendisinin hizmeti sunduğunu ve ücretini aldığını beyan etmiştir.</p>
<p>III. YARGILAMA, DELİLLER, HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:</p>
<p style="text-align: left;">Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyetine müzekkere yazılarak 14/02/2025tarih, ……………………………. sayılı karar sayılı dosyasının ve kararın taraflara tebliğine ilişkin tebliğ şerhleri celp edilerek UYAP sisteminden dosyamız arasına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025tarih, …………………………. sayılı karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Şikayet konusu 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile ilgili yönetmelikler çerçevesinde incelendiği, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun &#8220;Ayıplı hizmet&#8221; başlıklı 13.maddesinin 1. fıkrasında ayıplı hizmetin tanımı : <em>&#8220;(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.&#8221;</em> hükmü yer almış olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 1. maddesinde  sözleşmenin tanımı ise <em>&#8220;Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.&#8221;</em> hükmüyle yer aldığını, bu bağlamda uyuşmazlık kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler kanun hükümleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şikayet edilen tarafın sunmuş olduğu hizmette bir ayıp olmadığı, tüketiciye gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, ev sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmenin imzalandığı ancak kiracı ev sahibi sözleşmesinin emlakçı dışında bir sebeple feshedildiği anlaşılmış olduğu sunulan hizmette bir ayıp bulunmaması nedeni ile başvuru sahibi talebinin reddine  karar verilmesinin heyetçe uygun görüldüğü gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin reddine, ilişkin karar verildiği, kararın başvuru sahibi/ davacıya usulüne uygun tebliği işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Davacı vekili tarafından kira sözleşmesi, taraflar arasındaki whatsap mesajları, davacının, davalı emlakçı tarafa yaptığı komisyon ücreti ödemesine ilişkin banka dekontu dosyaya sunulmuştur.</p>
<p>Dava dilekçesine ekli olarak sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile  dava dışı ev sahibi ………………………… arasında &#8220;………………………………. Edremit Balıkesir&#8221; adresinde bulunan meskenin aylık 18.000-TL&#8217;ye, yıllık 216.000,00-TL&#8217;ye 12 ay süreli bir yıllık kiralanmasına ilişkin sözleşmenin düzenlendiği, davacı ile dava dışı ev sahibinin kira sözleşmesini imzaladığı, imzalanan kira sözleşmesinin açıklamalar kısmına ise açıkça <em>“Vestiyer, Doğalgaz, Kombi Kasım 28’inde teslim edilip girilecek”</em> şeklinde açıkça şerh düşüldüğü anlaşılmıştır. Kira sözleşmesinde davalının simsar/emlakçı olarak imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>
<p>Dava dilekçesi ekinde sunulan davacı ve davalı arasındaki whatsap mesajlarının incelenmesinde; dava dışı ev sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıktan sonra emlakçı olan davalı ………………………..  whatsapp  mesajları ile davacıya “İBAN TR………………………………, Yapı Kredi Bankası” yazılı mesaj gönderdiği, davacıdan 20.000-TL emlak komisyon bedeli istediği anlaşılmıştır.</p>
<p>Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dekontun incelenmesinde; davacının kullanmış olduğu En para Mobil hesabından davalının İBAN numarasına 25/11/2024 tarihinde 20.000-TL emlak komisyon bedeli gönderildiği ve dekontta açıklama olarak <em>&#8220;…………………….. <strong>edremit emlakçı parası</strong>&#8220;</em> şeklinde komisyon ücreti ödendiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Dava; Altıeylül Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14/02/2025 tarih ……………………… sayılı kararının iptali ve davalı tarafından yazılı sözleşme yapılmadan ve eksik ayıplı hizmet sunulduğu, haksız şekilde tahsil edildiği iddia edilen 20.000,00-TL emlak komisyon ücretinin ödeme tarihi olan 25/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili, emlak komisyon simsarlık sözleşmesine dayalı ödenen bedelin geri iadesi istemine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: left;">            Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Tellallık (simsarlık) sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">            TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin birinci fıkrasında: &#8220;Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir&#8221; şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, &#8220;Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;">TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrasında: &#8220;<em>Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ&#8221;</em> şeklinde olup, mevcut yasal düzenleme ile taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur.</p>
<p style="text-align: left;">Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi&#8217;nin 27/03/2025 tarih, 2025/689 Esas, 2025/988Karar sayılı kararında; &#8220;&#8230;Dava, alım-satım ve aracılık sözleşmesi nedeni ile alacak istemine ilişkindir. 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; &#8220;bu Kanunun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” hükmünü, 3.maddesinde ise; &#8221;Tüketici, Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise ya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, SİMSARLIK, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı 6502 sayılı yasanın 73.maddesinde; &#8220;Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.&#8221; hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda, davacı tarafça; alım satım ve komisyon sözleşmesi gereğince, davalının satacağı taşınmazın 3. şahsa satılmaması nedeni ile oluşan komisyon bedelinin tahsili talep edilmektedir. Taraflar arasındaki 06/09/2023 tarihli alım satım ve komisyonculuk sözleşmesi ile davalıya ait taşınmazın dava dışı şahsa satışı konusunda anlaştıklarını, sözleşme ile tarafların her birinden hizmet bedeli ücreti alınacağının kararlaştırıldığı, uyuşmazlığın emlak satışına aracılık yapan davacının kararlaştırılan ücrete  hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplandığı, buna göre taraflar arasında 6098 sayılı TBK’nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık (tellallık) sözleşmesinin bulunduğu ve davacının emlakçılık yaptığı, davalının mesleki ve kar elde etme amacı ile hareket etmemekle birlikte tüketici konumunda olduğu  dosya kapsamı ile sabittir. Dosyada bulunan bilgi ve belge ve sözleşmeden, davacının sağlayıcı, davalının ise tüketici sıfatına haiz ve işlemin tüketici işlemi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK&#8217;nun 73.maddesi uyarınca tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu durumda davanın Bursa 5.Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla, bu mahkemece verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı kabul edilmiş ve yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Konuya ilişkin <strong>emsal Yargıtay 13. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2017/2486 Esas ve 2019/12933 Karar sayılı ilamında;</strong> &#8220;Dava, taraflar arasında imzalanan tellallık sözleşmesi gereği talep edilen komisyon bedeli ve cezai şartın tahsili istemiyle açılan takip nedeniyle borçlu olunmadığın tespiti ve ödenen kapora bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tellallık sözleşmesini düzenleyen TBK 520. maddesinde, taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkca hükme bağlanmıştır. Yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellalık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur. O nedenle taraflar ileri sürmeseler dahi mahkemece doğrudan gözetilir. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle Tellalık sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür.(T.B.K md 14.) Sadece bir tarafça imzalanmış bulunan bir belge hukuken tek taraflı bir irade açıklanması niteliğini taşır ve hakkın esasına yönelik bulunan biçim eksikliği nedeniyle tarafları bağlayıcılığı kabul edilemez. Bu nitelikte bir belgeye dayanan tarafın iyi niyetli olması dahi az yukarıda açıklanan yazılı biçime ilişkin hukuki esasları etkilemez. O nedenle tellallık akdinde her iki tarafın imzalarının bulunması şarttır. Davacının dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği  30.04.2011 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmede tellal olan davalının imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanununun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığından, sözleşme bu yönüyle de geçerli değildir. Geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri vardır. Hal böyle olunca, mahkemece, geçersiz sözleşme gereğince verilen kaporanın davacıya iadesine ve davacı tarafından davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir, şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p>Konuya ilişkin emsal <strong>Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi&#8217;nin 24/10/2024 tarih, 2022/2735 Esas, 2024/1653Karar sayılı kararında;</strong> &#8220;&#8230;Dava, simsarlık sözleşmesi kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir&#8230; Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında simsarlık sözleşmesi ve geçerliliğine dair yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır. Tellallık (simsarlık) sözleşmesi TBK&#8217;nın 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesi &#8220;&#8230;simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir&#8221; şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, &#8220;Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir&#8221; şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki TBK&#8217;nın 520&#8217;nci maddesinin üçüncü fıkrası taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, <em>&#8220;Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz&#8221;.</em> Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim <strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/6923 E., 2022/8967 K. sayılı ilamı)</strong>. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (6098 Sayılı Kanun) 12 nci maddesi gereği; Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. 6098 sayılı Kanun&#8217;un 14 üncü maddesinin birinci fıkrası; &#8221;Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.&#8221; 6098 sayılı Kanun&#8217;un 520 nci maddesi; <em>&#8221;Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.&#8217;</em>&#8216; hükümleri düzenlenmiştir.</p>
<p>Somut olaya döndüğümüzde, dava dilekçesi ekinde bulunan 23/06/2021 tarihli sözleşme içeriğinde davacının adı ile TC kimlik numarası ve aracılık yaptığı geçmiş olsa bile anılan sözleşmede davacının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK&#8217;nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK&#8217;nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. <em>(Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 05.03.2014 tarih, 2013/30032 E, 2014/6050 K sayılı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/24788 E, 2013/3356 K. sayılı kararı benzer mahiyettedir.)</em>  Dolayısıyla, davalı ile dava dışı ………………………… arasında düzenlenen belgenin geçerli olmadığından hükümlerinin tarafları bağlamayacağı, değerlendirilerek davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir</p>
<p>Taraf teşkili sağlandıktan sonra ön inceleme duruşması yapılmış, toplanacak başkaca bir delil bulunmadığından aynı gün tahkikat ve sözlü yargılamaya geçilerek yargılamaya son verilmiştir.</p>
<p>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dava dışı kiraya veren ile davacı arasında yapılan kira sözleşmesi, davacı tarafından davalıya ödenen simsarlık emlak komisyon ücreti, yukarıda belirtilen emsal Yüksek Mahkeme kararları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın geçersiz emlak komisyonculuğu sözleşmesine dayalı ödenen komisyon ücretinin(simsarlık) geri iade edilmesi isteminin tüketici hakem heyeti tarafından  reddedilmesi nedeniyle  tüketici hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkin olduğu, Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu, dava konusu uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığından tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılama yapıldığı, davalının kabulünde olan davalının, davacının dava dışı ………………………ya ait taşınmazın kiralanmasına aracılık ettiği, kira sözleşmenin düzenlenmesine aracılık ettiğini beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde bulunan kira sözleşme içeriğinde ise davalı emlakçının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Simsarlık sözleşmesinin TBK&#8217;nın 520/1. maddesine göre, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olarak tanımlandığı, 3. fıkrasına göre taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı hususunun düzenlendiği, davalının emlakçılık işi ile uğraştığı,  davalının dava dışı ………………………….&#8217;ya ait taşınmazın davacıya kiralanmasına ilişkin işlemlerde aracılık ettiği, dava dışı ……………. ile davacı arasında taşınmaz kira sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede tellal olan davalı emlakçının imzasının bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu belgenin, Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış bir tellallık sözleşmesi olarak kabulü mümkün olmadığı, davacı ve davalı arasında ayrıca yazılı bir simsar sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere TBK&#8217;nın 520/3. maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması gerektiği açıklanmış olup yazılı şeklin unsurlarının mevcut olup olmadığının genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir. TBK&#8217;nın 14. maddesi uyarınca, sözleşmede tarafların imzalarının bulunması şart olup bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında TBK.nın 520/3 ve aynı yasanın 14. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, geçerli şekilde yazılı bir sözleşme olmayan davalı emlakçı kira sözleşmesine dayanarak tellallık ücreti talebinde de bulunulamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri olup, hal böyle olunca, geçersiz sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen komisyon ücretinin davacıya iadesi gerektiği anlaşılmakla Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14.02.2025 tarih ve ……………….. karar sayılı kararının  usul ve Yasa&#8217; ya, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş, davacı talebinde 20.000-TL emlak komisyon bedelinin ödeme tarihi olan 25.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de davalının temerrüde  düşürülmediği, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edemeyeceği, davacının tüketici hakem heyetine başvuru tarihinden itibaren davalıdan faiz talebinde bulunabileceği anlaşıldığından emlak komisyon bedelinin tüketici hakem heyetine başvuru tarihi olan 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Davacı vekilinin kısa karar sonrası dosyaya sunduğu 31/10/2025 dilekçesinde özetle;  Mahkemece 31.10.2025 tarihinde verilen kısa kararda, 20.000-TL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, hüküm fıkrasında, kararın <em>“Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere”</em> ibaresi yer almakta olduğunu, ancak dava konusu parasal değer 20.000-TL olup, 6100 sayılı HMK’nın 341/2. maddesi uyarınca  2025 yılı miktar veya değeri göz önüne alındığında somut olayda verilen karar istinafa tabi olmayıp kesin nitelikte olduğunu, dolayısıyla hüküm fıkrasında yer alan “istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresi, maddi bir hata mahiyetinde olduğu, bu hata, kararın esasıyla ilgili olmayıp yazı hatası niteliğinde olduğunu, HMK&#8217;nın Hükmün Tashihi Başlıklı 304/1. Maddesinde; <em>&#8220;Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.&#8221;</em> düzenlenmesine yer verildiğini, her ne kadar gerekçeli karar henüz yazılmamış olsa da, kısa kararda yer alan kanun yolu bildirimi hatasının açık olduğu kanaatiyle, bu sehven gerekçeli karara da yansımaması amacıyla işbu tashih talebinin şimdiden sunulması zorunluluğu doğmuş olduğunu, bu nedenle, açıklanacak olan gerekçeli kararda bu hususlar dikkate alınarak hükmün düzeltilmesini, 31.10.2025 tarihli kısa kararda yer alan “Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere” ibaresinin, kararın miktarı itibariyle istinafa tabi olmaması nedeniyle sehven yazıldığına, bu ibarenin HMK m.304 uyarınca tashihen düzeltilerek, kararın kesin nitelikte olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmesine, karar verilmesini talep edilmiştir.</p>
<p>Mahkememiz dosyası incelendiğinde dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan mahkememizce verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi uyarınca kesin olan karar nedeniyle tarafların kararı istinaf etmesi yasal olarak mümkün olmadığından bu husus sehven gözden kaçırılarak, mahkememizin kısa kararın hüküm kısmının sonunda &#8220;kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere&#8221; şeklinde yazıldığı sehven kısa kararda maddi hata yapıldığı anlaşılmış,  kısa karardaki bu kısmın &#8220;6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere&#8221; şeklinde TASHİHİNE ilişkin açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>Konuya ilişkin emsal Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2024/375 Esas,  2024/715Karar sayılı kararında &#8220;&#8230;Davacı vekilinin Altıeylül ilçe Tüketici Hakem Heyetinin 27/07/2023 tarih, ………………………………. Karar sayılı kararına karşı itiraz ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır. Dava, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70/5 maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tüketici hakem heyeti kararı kesin olduğundan dosyada davalının mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkânı bulunmamaktadır. HMK 346. Maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda 6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olan karar nedeniyle davalının  istinaf nedenleri yerinde değildir. Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.&#8221; şeklinde belirtilmiştir.</p>
<p><strong>HÜKÜM</strong>: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:</p>
<p>1-Davanın KABULÜNE,</p>
<p>Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;nin 14.02.2025 tarih ve …………………… karar sayılı kararının İPTALİNE,</p>
<p>2-Davalı tarafından <strong>yazılı sözleşme yapılmaksızın ve eksik/ayıplı hizmet sonucu haksız şekilde tahsil edilen 20.000-TL emlak komisyon bedelinin 04.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,</strong></p>
<p>3-İşbu iptal kararının bir örneğinin  kararı veren 6502 sayılı Kanunun 73/8 maddesi gereğince Altıeylül İlçe Tüketici Hakem Heyeti&#8217;ne gönderilmesine,</p>
<p>4-Alınması gerekli 1.366,20-TL peşin nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,</p>
<p>5-Davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılan tebligat, posta masrafı olan 451,00-TL&#8217;nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,</p>
<p>6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT &#8216;ye göre taktir ve tespit olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,</p>
<p>7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine,</p>
<p>Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/10/2025</p>
<p><strong>TASHİH ŞERHİ</strong></p>
<p>Mahkememiz işbu kararının hüküm kısmının sonunda &#8220;Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta  içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı&#8221; denilmiş ise de davacı vekilinin talebi ve gerekçeli kararın yazımı sırasında yapılan incelemede maddi hata yapıldığı anlaşıldığından söz konusu  &#8220;kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere&#8221; bu kısmın 6100 Sayılı HMK madde 304 kapsamında tashih ile düzeltilebileceği anlaşılmakla gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmamış olması da göz önünde bulundurularak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sonuç olarak;</p>
<p>Mahkememizin 2025/92 Esas, 2025/187 Karar sayılı ve 31/10/2025 tarihli kararının hüküm kısmının sonunun, Dair, davacı ile davalının yüzüne karşı &#8220;6502 sayılı Kanun&#8217;un 70/5.maddesi  uyarınca kesin olmak üzere &#8221; olarak düzeltilerek 6100 sayılı HMK m 304 gereğince hükmün bu şekilde <strong>TASHİHİNE</strong>  tarafların yokluğunda karar verildi. 31/10/2025</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">Tüketici mahkemesine yapılacak olan başvurular hakkında daha fazla bilgi almak veya profesyonel hukuki destek almak isterseniz Şanlıurfa ilinde faaliyet gösteren tüketici davaları Avukatı Mehmet MARAŞ’a <a href="mailto:av.mehmetmaras@gmail.com">av.mehmetmaras@gmail.com</a> adresinden veya <strong><a href="https://mehmetmaras.av.tr/iletisim/">iletişim sayfamız</a> üzerinden</strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/simsarlik-emlakcilik-sozlesmesi-yazili-sekilde-yapilmadikca-gecerli-olmaz/">SİMSARLIK (EMLAKÇILIK) SÖZLEŞMESİ, YAZILI ŞEKİLDE YAPILMADIKÇA GEÇERLİ OLMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mehmetmaras]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 10:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araç satışı için adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeler geçersiz olup sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği taraflar verdiklerini geri isteyebilir. Yargıtay&#8217;ın bu konu ile ilgili vermiş olduğu emsal karar aşağıdadır. T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas    : 2018/2686 Karar  : 2018/6122 Tarih  : 27.11.2018 &#8211; ARAÇ SATIŞI İÇİN ADİ YAZILI VE SÖZLÜ YAPILAN SÖZLEŞMELER GEÇERSİZDİR &#8211; SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/">Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araç satışı için adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeler geçersiz olup sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği taraflar verdiklerini geri isteyebilir. </strong>Yargıtay&#8217;ın bu konu ile ilgili vermiş olduğu emsal karar aşağıdadır.</p>
<p><strong>T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi<br />
Esas    :</strong> 2018/2686<br />
<strong>Karar  : </strong>2018/6122<br />
<strong>Tarih  : </strong>27.11.2018</p>
<p><strong>&#8211; ARAÇ SATIŞI İÇİN ADİ YAZILI VE SÖZLÜ YAPILAN SÖZLEŞMELER GEÇERSİZDİR</strong></p>
<p><strong>&#8211; SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME</strong></p>
<p><strong>ÖZET</strong>: Trafikte kayıtlı araçların satışı sözleşmesinin <strong>KTK 20/d’ye göre noterlikçe yapılması geçerlilik şartıdır.</strong> <strong>Diğer bir ifadeyle, adi yazılı veya sözlü satışlar daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersizdir.</strong> <strong>Harici sözleşme “araç satış vaadi” şeklinde nitelendirilemez, alıcı yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcı da satım bedelinin ödenmesini talep edemez.</strong> 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışlar geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef olduğu gözetilerek davacının davalıya ödediği bedelin tespit edilerek bu bedelin tahsiline karar verilmesi gerekir.</p>
<p><strong>MAHKEMESİ :</strong> Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali – karşı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p><strong>– KARAR –</strong></p>
<p>Davacı vekili, davalıdan 15.09.2011 tarihli araç satış sözleşmesi uyarınca 28.500,00 TL bedelle araç satın alındığını, aracın devrinin ödemeler bittikten sonra yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca 5.000 TL bedelle davacı aracının teslim edildiğini, kalan ödemelere ilişkin olarak 4 adet toplam 23.500,00 TL bedelli senetlerin verildiğini, senetlere ilişkin PTT vasıtası ile ve elden ödemeler yapıldığını, ancak davalının araç devrini yapmadığını, aracın başka bir alacaklı tarafından icra dosyasından haciz konularak geri alındığını, davalıya ödenen bedellerin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının açılan bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili, davacıya 27.100,00 TL bedelle araç satışı yapıldığını, davacının takasa verdiği aracın değerinin 3.600,00 TL olduğunu, yaptığı ödemelerin ise toplamının 11.322,00 TL olduğunu, başkaca ödeme yapmadığını, aracın müvekkili davalının alacaklısı tarafından haczedildiğini savunarak davanın reddini istemiş, açmış olduğu karşı dava ile de aracın 4 yıl davacı tarafından kullanıldığını,880 TL tutarlı motorlu taşıtlar vergisinin kendileri tarafından ödendiğini, aracın 4 yıllık kullanımdan dolayı yıpranmasından ötürü başka bir şahsa 15.000,00 TL bedelle satıldığını, araçta 12.100 TL değer kaybı olduğunu belirterek uğranılan toplam 12.980,00 TL zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı-karşı davacının takasa konu aracın 3.600,00 TL ye satıldığına ilişkin noter satış sözleşmesi ile 880,00 TL motorlu taşıtlar vergisi makbuzunu ibraz ettiği, dava konusu aracın 23.10.2013 tarihinde … 1.Noterliğinde 15.000,00 TL ye satıldığı, davalı-karşı davacının zararının toplam 12.980,00 TL olduğu, davacı-karşı davalının araç devri ile birlikte toplam 14.922 TL ödeme yaptığı, davalı-karşı davacının iddialarını yazılı belgelerle kesin ve inandırıcı olarak ispatladığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.942,00 TL üzerinden takibin devamına, karşı davanın ise tümden kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin asıl dava ve karşı davaya ilişkin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</p>
<p>Trafikte kayıtlı araçların satışı sözleşmesinin KTK 20/d’ye göre noterlikçe yapılması geçerlilik şartıdır. Diğer bir ifadeyle, adi yazılı veya sözlü satışlar daha sonradan noterlikçe resmi satış yapılmadığı sürece geçersizdir. Harici sözleşme “araç satış vaadi” şeklinde nitelendirilemez, alıcı yapılan bu sözleşmeye göre aracın kendi üzerine tescilini talep edemeyeceği gibi satıcı da satım bedelinin ödenmesini talep edemez.2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harici satışlar geçersiz olup, herkes sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince verdiğini geri isteyebilir. Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını aynı anda iade etmekle mükellef olduğu gözetilerek davacının davalıya ödediği bedelin tespit edilerek bu bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.</p>
<p>Davacı-karşı davalı vekilinin karşı dava yönünden temyizine gelince; geçersiz araç satış sözleşmesi nedeniyle davacı aracı kullanmış, davalı ise ödenen parayı kullanmıştır. Dava konusu edilen aracın davacının kullandığı sırada herhangi bir hasara uğradığı davalı tarafından ileri sürülmediği gibi, aracın davacı elinde değer kaybına uğradığının da ispatlanamamış olmasına göre değer kaybı adı altında tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.</p>
<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda (1) no&#8217;lu bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no&#8217;lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 27/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/adi-yazili-veya-sozlu-olarak-yapilan-sozlesmeyle-arac-satisi-yapilir-mi/">Adi yazılı veya sözlü olarak yapılan sözleşmeyle araç satışı yapılır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polis Disiplin Hukuku</title>
		<link>https://mehmetmaras.av.tr/polis-disiplin-hukuku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2024 14:54:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[emniyet atama maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[emniyet atama ve yer değiştirme 34.maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[polis disiplini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mehmetmaras.av.tr/?p=1396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polis Disiplin Hukuku Yargı Kararı Emniyet Teşkilatında polis disiplin hukuku başka bir anlatımla emniyet disiplin tüzüğü işlemlerinin dayanağı daha önce 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı kanunu uyarınca çıkarılan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü (EÖDT) idi. Ancak Anayasa Mahkemesinin dayanak Kanun hükmünü iptal etmesi sonrasında tüm genel kolluk personelinin disiplin işlemleri bakımından 682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri </p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/polis-disiplin-hukuku/">Polis Disiplin Hukuku</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Polis Disiplin Hukuku Yargı Kararı</u></strong></p>
<p>Emniyet Teşkilatında polis disiplin hukuku başka bir anlatımla emniyet disiplin tüzüğü işlemlerinin dayanağı daha önce 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı kanunu uyarınca çıkarılan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü (EÖDT) idi. Ancak Anayasa Mahkemesinin dayanak Kanun hükmünü iptal etmesi sonrasında tüm genel kolluk personelinin disiplin işlemleri bakımından 682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmış bu KHK daha sonra yasalaşarak 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun olarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>7068 sayılı Kanunun amacının Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemek olduğu belirtilmektedir.</p>
<p><strong>Örnek kararlar:</strong></p>
<p>Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinin 2021/1163E. ve 2022/287K. Sayılı kararında; <strong>Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak Beraat eden Polis Memuru hakkında</strong> Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin <strong>34. maddesi</strong> kapsamında idarece tesis edilen <strong>Ağrı iline tayin kararının</strong> davacının bulunduğu yerde görev yapma niteliğini kaybetmesine neden olabilecek ve görev yerinin değiştirilmesini gerektirecek nitelik ve ağırlıkta başka bir eyleminin olduğunu gösterir bir bilgi ve belgenin olmaması nedeniyle tesis edilen işlemin iptaline 22/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.</p>
<p><strong>Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin</strong> <strong><u>34. maddesi</u></strong> kapsamında idarece başka bir ile tayin edilme konusunda daha detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://mehmetmaras.av.tr/polis-disiplin-hukuku/">Polis Disiplin Hukuku</a> yazısı ilk önce <a href="https://mehmetmaras.av.tr">Avukat Mehmet Maraş</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
